berumend

Doğadaki hiçbir şey incinebilir olmadan "kendisi olmaz": En güçlü ağacın büyümesi için yumuşak ve esnek filizler gerekir, tıpkı en sert ka­buklu kabukluların önce erimesi ve yumuşaması gerektiği gibi. Aynı şey bizim için de geçerli: Duygusal kırılganlık olmazsa bü­yüme de olmaz. Esneklik, kararlılık, güven ve cesaret gibi "daha sert" niteliklerimiz bile, eğer özgünse ve sadece kabadayılıktan ibaret değilse, önce bu gerekli, yumuşak aşamadan geçer.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
araştırmalar çocukların utançlarını kaybettiklerinde, duygudaşlıklarını da kaybettiklerini ortaya koy­maktadır.
Çocuklar uyanık zamanlarının çoğunu şefkatli yetişkinlerden uzakta geçirdiklerinde, beyinleri rakip bağlanmalar arasında se­çim yapmak zorunda kalır: ebeveyn bağlantısının doğal çağrısı veya akran dünyasının siren şarkısı. Ebeveynler yarışmayı kaybe­derse çocuklar birbirlerine bakmalıdır. Bu da, onların da kaybettiği anlamına gelir. Bütün bunlar olgunlaşmamış ergen ünlüleri sosyal medyada milyonlarca çocuk ve genç tarafından "takip edilecek" -önemli bir ifade- idoller olarak gösteren bir pop kültürünün tatlı sözleriyle daha da şiddetleniyor. Bir önceki çağda, gençler olgun yetişkinleri taklit edecek figürler olarak görüyordu.
Niyet­lerimiz ne kadar asil olursa olsun, onları gerçekleştirme yetene­ğimiz, kendi erken deneyimlerimizden ve çözülmemiş travmala­rımızdan, çocuklarımıza aktarmakla yükümlü olduğumuz sosyal beklentilerden ve yaşamın streslerinden büyük ölçüde etkilenir.
"Kötü bir çocukluk geçiren herkes öfkelidir. İlk başta (erken dönemlerde) kızgın hissetmiş olmalı­yım. Sonra onunla bir şey 'yaptım'. Onu dönüştürdüm - neye? Kendinden nefret etmeye."