Kendisini canlandırmak için acele etmiş olduğum o kelebekçik hiç durmadan önümde uçsa, bana yolu gösterse! Böylece zamanından önce ölmüş bir kelebeğin elinde olsa da, bir kardeşinin, bir insan ruhunun, acele etmeyip ağır bir tempoyla kanatlarını açacak zamanı bulmasına yardım etse...
Bugün yavaş yavaş, tatlı tatlı yağmur yağıyor; gökyüzüyle toprak, sonsuz bir tatlılıkla birleşiyorlar. Koyu gri renkte, taştan bir Hint kabartmasını hatırlıyorum: Erkek, kollarını kadına dolamış, öyle birleşiyorlar ki, insan, bir an havanın vücutları yalayıp yediğini, iki böceğin birleştiğini ve ince bir yağmurun başladığını, bir an da, her ikisini birden toprağın yavaşça, şehvetle, birbirine sıkıca sarılmış halde yuttuğunu sanıyor.
İkide bir gözlerini yumuyor, bizim alıştığımız ve önem vermeden geçtiğimiz şeyler, Zorba'nın önünde korkunç sırlar gibi dikiliyor. O gene bir kadını görünce ürpererek durur, "Ne sırdır bu?" diye sorar. "Kadın ne demektir, neden böyle beynimizin vidalarını laçka ediyor? Söyler misin bana, nedir bu?"