fakat kendimi son zamanlarda savaşı, geçmişimi ve kaybettiğim insanları düşünürken yakalıyorum.
kaybettiğim...
böyle deyince sanki sevdiklerimi olmadık bir yere koymuşum da bulamıyormuşum gibi oluyor. belki de onları ait olmadıkları bir yere bırakıp izlerini süremeyecek kadar kafam karıştığı için terk etmişimdir. onlar kaybolmadı. daha iyi bir yerde de değiller. onlar artık yok. hayatımın sonlarına yaklaşırken kederin de tıpkı pişmanlık gibi DNA’mıza işlediğini ve sonsuza dek bir parçamız olarak kaldığını biliyorum.