BestReader

Sabiha Hanım üzerine atıldı, "İkbal ne oldun? Ban baksana İkbal! Ne oldun, yavrum!" dedi. İkbal kalkamıyor, yüzünü kaldırıp annesine bakamıyordu. İniltileri arasında yalnız, "Hiç" dediği işitildi. Hiç! Her zaman hiç!
Sayfa 261
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Seneyi iki kravatla geçirmek, bir iskarpini altı ay sürüklemek zaten öyle bir yoksunluktu ki ona adeta zevk verirdi. Artık şu yoksunluk hayatının acı lezzetinden bir hoş üzüntü bile duyar olmuştu.
Sayfa 157
On dokuz yaşına kadar Ahmed Cemil tamamıyla -hayatta mümkün olabildiği kadar- mutluydu. Ondan sonra babasını kaybedince geçim kaygısı, hayat kavgası başlamış; kendi deyimiyle, "piyale-i telhi-i hayatın zehrabesine" dudakları dokunmuştu.
Sayfa 38
Bab-ı Ali Caddesi
...Babıali Caddesi'nin kenarından çıkarken şu kitapçı dükkanları, cam kapılarının aralarından fark edilen şu kütüphane müdavimleri, bu matbaalar, sabahtan akşama kadar fikir ve sanat hareketlerinin biricik yatağı olan şu cadde...
Sayfa 36
Zaten bu sonuca, bu umudun gerçekleşmesine layık olmak için az mı acı çekmiş, hayatın az sıkıntılarına mı katlanmıştı? Bugün yirmi iki yaşındaydı; fakat bu yaşa gelinceye kadar...
Sayfa 37