Ölümü anlatıyor bu kitap. Daha doğrusu ölüme giden o son düzlüğü. Binbir türlü acılarla, sorgulamalarla, çığlıklarla dolu o son dakikaları anlatıyor. Uçurumdan aşağı sonsuz boşluğa yuvarlanmamak için tutunulan o dikenli dalın kanattığı elleri anlatıyor.
Evlilik, öylesine beklenmedik, öylesine hayal kırıklığıydı ki... Karısının ağız kokusu, o şehvetli haller, yapmacıklık! O ruhsuz işi, para hırsı, bir, on, yirmi yıl hep aynı şey... Gitgide artan bir ruhsuzluk! "Tepeye tırmandığımı zannederken bayır aşağı koşmak." Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar kesiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu. Madem öyle ölmeye hazır ol!