—Alıntı—
“Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çarem kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.”
—Alıntı—
Satırları ile başlayan, kendini ısrarla anlamayan ya da anlayamayan insanlara karşı büyük üstat Oğuz Atay’ın yazarak o günlerin sözde aydınlarına ve o günlerin ‘edebiyat çetesi’ olarak nitelendirdiği yazarlara vermiş olduğu tepki ya da cevap niteliğinde olan yazılardan oluşan bir eserdir Günlük.
Tutunamayanlar ve Korkuyu Beklerken eserlerini kaleme aldıktan sonra hayata, o günün Türkiye’sine, 1970’lerde Türk Edebiyatının içinde bulunduğu duruma, Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro eserinin yazım sürecine ve Londra’da hastanede geçirdiği son günlere dair kaleme aldığı günlükleridir aslında.
Bu eser; yazarın diğer eserlerini (Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Korkuyu Beklerken, Oyunlarla Yaşayanlar, Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan, Eylembilim) okuyup, külliyatı içindeki eserler arasında son olarak okunursa, ‘Günlük’ çok daha fazla anlam kazanıyor. Çünkü çoğu bölümde önceki yazdığı eserlere (Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Oyunlarla Yaşayanlar, Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan, Eylembilim) ya da o kitaplarda bulunan karakterlere (Selim Işık, Turgut Özben, Hikmet Benol, Sevgi, Bilge, Coşkun Ermiş...) atıfta bulunuyor Oğuz Atay. ‘Oyunlarla Yaşayanlar’ isimli tiyatro eserinin yazım sürecine birebir şahit oluyoruz günlükleri okurken.
—Alıntı—
“Şimdilik zararsız oyunlar yazıyoruz, yani tehlikesiz şeyler.“
“Turgut mu? Mustafa Çavuş gibi biri. Hayatı hakkında bir şey bilmediklerimizden biri.”
—Alıntı—
Oğuz Atay’ın o günün Türkiyesi ve edebiyat dünyası ile yazdıkları da Oğuz Atay’ın yaşadığı zamanın çok ilerisinde olduğunun başka bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
—Alıntı—
“İnsanlarımız