İnsanlığın sonsuz ve değişmez özü gerçek ifadesini Dionisos’un efsanevi kimliğinde buluyordu: “Aynı zamanda, hem ‘yıkıcı biçimde yaratıcı’ olmak (yani bireyselleşmenin ve oluşumun cismani dünyasını biçimlendirmek ki bu, birliği yok eden bir süreçtir), hem de ‘yaratıcı biçimde yıkıcı’ olmak (yani bireyselleşmenin hayali dünyasını hırsla yiyip bitirmek ki bu, birliğin tepkisini içeren bir süreçtir)”. Bu yıkıcı yaratma ve yaratıcı yıkma girdabında, kendini ortaya koymanın tek yolu eylemdi, irade göstermekti - sonuç kaçınılmazcasına trajik olsa bile.
Eylem aynı şekilde sürse de müeyyide ortadan kalkabildiğine göre, demek ki müeyyide, eylemin özünde bulunan nitelikten kaynaklanmaz. Tamamen bu eylemin, kendisine izin veren veya yasaklayan bir kuralla olan ilişkisine bağlıdır. Hukukun ve ahlâkın tüm kuralları da işte bu yüzden ona göre tanımlanır.