Kitap gerçekten çok güzeldi. Aslında kendinize katan öyle mühim şeyler yok. Klasik aşk kitabı. Ama Anna'nın konum değişikliğinden ötürü girdiği ruhsal durumu, yeni ortamı, onlara alışma süresi, Paris'e alışma süresi, onunla beraber Paris'i tanıyor oluşumuz, gittikçe değişik ve bazen saçma olan olayları okuyor olmak inanın insana çok iyi geliyor. En azından bana çok iyi geldi. Tam okul vakti kendini strese soktuğun an okunacak bir kitap. Hatta seri demeliyim.
Eminim bu kitabı okuyan herkes en az bir kere Anna'nın yerinde olmak istemiştir. Atlanta'dan Paris'e gidiyor beklenmedik bi' anda ve beklemediği şeyler yaşıyor. Zaten kim ne zaman beklediği şeyleri yaşadı ki? Güzel şeyler biraz çekişmeli biraz zor yoldan elde ediliyor. Anna'da güzel bir şeyi uzun bi' yola sapıp elde etti.
Eğlendim. Kendime geldim. Hayattan azıcıkta olsa soyutladı. Anna oldum. Yaşadıklarını yaşadım. Üzüldüm ama güldüm. Kötü geçirdiğim zaman kesinlikle elime alıp post-it'lediğim kısımları okuyacağım.
Ayrıca aklımda olmayan bir şeyi yazar beynime listeledi resmen. Fransa'ya gitmek. Paris'e gitmek. Biliyorum birçok kişi Paris'i çok seviyor ama benim öyle bi' ilgim yoktu Paris'e karşı. Olumsuz yorumlara da denk geldim belki ondandır bilmiyorum. Ama Stephanie sayesiyle harbi listeme ekledim. Anna'nın gittiği yerlere gitmek istiyorum. Bu kitabı da yanıma almak istiyorum. Orada okumak istiyorum. St. Clair'i aramak istiyorum. St. Clair bence hepimizin karşısına çıkmalı. Cricket gibi. Ama Cricket, St. Clair'a göre birkaç adım önde. Bilmeyenler için, Cricket, Lola ve Komşu Çocuk'ta geçen bir karekter. Bence bu paragraf "çok şey istiyorsun Sena" oldu, olsundu. Hayaller mutlu olmak için kurulur. Elde etmek için kurulur. Elde edemeyeceğini bilsen de dediğim gibi mutlu olmak için kurulur. Hayaller iyi ki