Koro halinde susuluyordu.
Ve yalnızca,
Yüksek sesle konuşanlara inanır olmuştu insanlar.
İncelik, yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti.
Şiddetin coğrafyasında, elbette gökyüzü bir lükstü.
Ve ancak yağmur yağınca anımsamıyordu..
Şükrü Erbaş
Frida Kahlo sanki şu sözleriyle beni anlatıyor “Çok karışığım. Bir yanım olabildiğince huzursuz ve yorgun, diğer yanım mucizelere ve düşlerin gerçek olabileceğine hala inanıp heyecanını koruyor. Bu iki yan arasında ben, eziliyorum.”
Platon "nazik olun, çünkü karşılaştığınız herkes farkında olmadığınız zorluklarla boğuşuyor." der ve Fernando Pessoa ekler;
"Kimseyle alay etme, asla kimseyi küçük düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir.
Dünyada o kadar çok izlenecek film, okunacak kitap, gezilecek yer var ki insan, hayatı boyunca birçoğunu yapamayacağı için üzülüyor. Romalılar bu durumu “Ars longa, vita brevis” diyerek özetlemiş. “Sanat uzun, hayat kısa.”
Van Gogh resmi o kadar seviyordu ki, boyayı tüpten doğruca tuval üzerine sıkıyor, parmağıyla eziyordu. Bazen hırsını alamıyor, boya yiyor; yemeklere renk versin diye boya katıyordu!