Bu yumruğu görüyorsunuz. Bu yakayı bir daha asla bırakmamak üzere yakaladığını anlamıyor musunuz? Evet, başka bir yumruk daha var, o da vicdan! Kişi mutlu olmak istiyorsa mösyö, sorumluluklarını asla anlamamalıdır; çünkü onları anladığında bir daha asla karşı koyamaz. Âdeta onları anladığınız için sizi cezalandırır; ama hayır, aslında sizi ödüllendirir; çünkü sizi kendinizi Tanrı'nın yanında hissettiğiniz bir cehenneme atar. İnsan ancak yüreğini parçaladığında vicdanen huzurlu olur.
Dün yağmur yağmış, sabah da biraz çiselemişti. Ama haziran sağanakları önemsizdir. Fırtınanın üzerinden bir saat geçtikten sonra bu güzel, sarışın günün ağlamış olduğu belli olmaz bile. Yazın toprak bir çocuğun yanağından daha hızlı kurur.
Başımızı göğe kaldırmayı sürdürmeli miyiz? Orada gördüğümüz o ışıklı nokta, sönecek cinsten midir? İdeal'i derinliklerde kaybolmuş, küçük, yalıtılmış, algılanamaz, parlak ama etrafı küme küme canavarları andıran o karanlık tehditlerle sarılmış bir halde görmek dehşet verici; yine de İdeal, bulutların ağzındaki bir yıldızdan daha çok tehlikede değildir.
Düşünen zihinler şu sözleri az kullanırlar: mutlular ve mutsuzlar. Hiç kuşkusuz başka bir dünyanın bekleme odası olan bu dünyada mutlu insan yoktur.
İnsanlar aslında aydınlıktakiler ve karanlıktakiler olarak ikiye ayrılır.
Karanlıktakilerin sayısını azaltıp, aydınlıktakilerin sayısını çoğaltmak, işte hedef budur. Bu yüzden "Bilgi!", "Bilim!" diye bağırıyoruz. Okumayı öğrenmek ışığı yakmaktır; tüm hecelemeler kıvılcımlardır.
Zaten aydınlık demek illa ki sevinç anlamına gelmez. Aydınlıkta da acı çekilir; ateşin fazlası yakar. Alev kanadın düşmanıdır. Uçmaya ara vermeden yanmak dahinin mucizesidir.
Bilgilendiğinizde ve sevdiğinizde daha fazla acı çekersiniz. Gün gözyaşlarıyla doğar. Aydınlıktakiler en azından karanlıktakiler için ağlar.