Meditasyon gibi içe dönmeye yönelik hareketler üzerine yoğunlaşan insanların beyninde, insula bölgesindeki bu büyüme dışında başkaca değişimler de gerçekleşir. Bu kişilerin beyninin diğer birçok bölgesinde, özellikle de ön beynin “beyin kabuğu” dediğimiz kısmında bir kalınlaşma görülmektedir. Ön beyin, bizim "icra işlevleri" yahut "yüksek zihinsel işlevler" dediğimiz özelliklerimizi kontrol eden bir bölümdür. Bu kitapta da sıklıkla karşımıza çıkacağı gibi beynimizin aslında bizi insan yapan bölümü büyük oranda burasıdır. Buranın kalınlığının artması bize iradi olarak zihnimizi ve bedenimizi belli durumlara yönlendirebilme, algılarımızı kontrol edebilme, algılarımızın şiddetiyle oynayabilme, yani ağrıyı yahut acıyı istediğimiz kadar hissedebilme, şefkati istediğimiz kadar azaltıp arttırabilme gibi birtakım "isteğe bağlı duygudurum ayarlamaları yapabilme” tarzında imkânlar sağlamaktadır.
Komik bulma hali beynimizin “beklentilere aykırı” durumları yakalaması ve bu durumları “zararsız çelişkiler” veya “ihlâller” olarak nitelemesinden doğuyor gibi görünüyor.
Bugün sıradan bir gencin -internet de dahil olmak üzere- hayatı içinde kurduğu etkileşimlerin miktarı, sıradan bir zihin için ciddi bir yük oluşturuyor. Bu kadar yükün üstesinden gelmenin en iyi yolu da zihin ekonomisine çok yardımcı olan "etiketleme ve önyargı sistemi”ni kullanmak.
Bu özellik o kadar önemlidir ki konuşma amaçlı olarak gırtlak bölgemizde milyonlarca yıl içinde gelişen uyarlanmalar, bugün bizi "boğaza bir şey kaçması sonucu boğularak ölme" açısından açık ara şampiyon bir canlı haline de getirir.
Gırtlak yapımızın aşağıya doğru uzaması ve yutkunma işlevinin buna bağlı olarak zorlaşması, konuşma için ödediğimiz önemli bir bedeldir.