Tarihçi yazar Walter Stephens, cadı avı çılgınlığının nedeninin kadınları aşağılama değil, kuşku ve güvensizlik olduğunu savlıyor. O, olayların düşünsel, toplumsal ve ahlaksal alanlardaki devrimci değişikliklere uygun bir bakış açısıyla yorumlandığını, böylece insanları en derin tinsel duyarlılıklarından yakalayacak ve Tanrısal düzene olan eski inançlarını gerekçe olarak gösterecek yollar arandığını söylüyor. Stephens, Cadıların Çekici nin ayrıntılı bir analizini yaparken, kadınlarla şeytanlar arasındaki cinsel ilişkinin her şeyden önce şeytanların var olduğunun kanıtı olduğu ve kadınların bu konudaki yaşantılarının zengin süslemelerle anlatılmasının, bu gerçeğin daha açık bir biçimde ortaya çıkmasını sağladığı sonucuna varıyor.
Geriye şu soru kalıyor: Ekonomide, felsefede ve sanatta inanılmaz bir gelişme yaşanırken ve Avrupa’da insanların ve toplumların dünyaya bakışı bir daha geriye dönülmeyecek biçimde değişirken, kadınlar yaklaşık 300 yıl boyunca nasıl bu kadar aşağılanabilmişler, şeytanın işbirlikçisi olarak görülmüşlerdi?
Bu Kral, 1628-1631 yılları arasında, içlerinde çocukların da bulunduğu 900 cadılık suçlusunu yaktırmıştı. Aynı yıllarda üç ya da dört yaşını tamamlamamış çocuklar bile şeytanla cinsel ilişkide bulunmakla suçlanmışlardı. Ebeveynleriyle birlikte cadıların cumartesi ayinlerine katılmaktan suçlu bulunan bu çocuklar, anne babaları odun ateşinde yakılırken, alevlerin önünde kırbaçlanıyorlardı.