'kızıyordum, artık kızmıyorum. bir şey iyi oldu öncesinde, kimseyi öldüremediğini fark ettin. affedilmeyecek ihanetlere tanık oldum. affetmeyeceğim. affetmenin, ne büyük uyum isteği ve palavra olduğunu fark ettim. çok uyumsuzmuşum. azıcık uyayım diye, ne fedakarlıklar yaptım, geçmiş olsun, affedemiyorum, kalkmıyorum de. korkunun kendi cehenneminde debelensin, benim cehennemim başka..'
Ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. Ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. Şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını sevdim. O rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini, barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni, serserice patlamalarını, yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. Dokunamadım sana. Parmakuçlarım neşterdi çünkü. Kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken..