Kitap daha ilk paragraftaki ifadeleriyle yakaladı beni. Harika bir kurgu. Bu kadar ayrıntıyı birbirine dolaştırmadan anlatmak, karıştırmadan çözmek müthiş birşey ve okuması da o kadar zevkli.
Roman tadında Barbaros dönemi Akdeniz havzasının denizcilik tarihi ve biraz da beşeri coğrafyası.
Anlatılan aşk hikayesi yazarın Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşktakini anımsattı bir ara. Ama sayfalar ilerledikçe bambaşka bir öykü çıktı karşıma.
Okurken ya önünüzdeki bir atlasta, daha iyisi bilgisayarınızda Akdeniz haritası açık olsun. Bu sayede hem tarih ve coğrafya bilginize katkısı olur hem de hikaye daha sağlam bir zemine oturuyor. Bu kitapla birlikte pek çok denizcilik terimini de öğrenmiş oldum. Sanki başka bir dilden kelimeler öğrenmek gibi geldi bana. Hele bir bölüm var ki ezberlense yeridir. İnsan hayatında "madde" ve "manayla" ilgili değerlerin, iyilik ve kötülüğün nasıl dengede tutulacağını; bunun insana nasıl bir sükunet sağlayacağını sufi bir edayla açıklıyor.
İskender Pala'nın bu eseri bir başyapıt. Eminim Türk romanında kilometre taşlarından birisi olarak hak ettiği yere yerleşecektir. Kitapseverlerin okumasını tavsiye ederim.