Açık konuşacağım; çok sevdiğim, yakından tanıdığım bir kadının elinden böyle devasa bir iş çıktığını görmek beni kelimenin tam anlamıyla büyüledi, altüst etti ve çok fazla heyecanlandırdı! Resmen keyiften dört köşe oldum, okurken bir ara kalkıp biraz koşasım falan geldi!
Biz Burcu’yla beraber güleriz, konuşuruz, fikir alışverişinde bulunuruz. O yüzden de ben kitabı elime alırken bizim Burcu’yu okuyacağımı sanıyordum; meğer karşımda yılların edebiyatçısı, demlenmiş bir usta yazar varmış da haberim yokmuş. Burcu’cum, bu nasıl bir emek, nasıl bir şahane delilik?
Kitap boyunca beni bir oraya fırlattı bir buraya. Tam bir öyküde ince bir ironi yakalayıp gülerken, çat diye bir sonraki sayfada tokat yemiş gibi kalakaldım. (Hele o bir tatlı isimli öykü var ya... İsim vermiyorum spoiler olmasın ama o çok komik başlayıp insanı paramparça eden o son beni mahvetti... )
Okurken beni asıl vuran yerlerden biri de o muazzam gözlem yeteneği oldu. Halkın o en saf, en bizden halini öyle bir yakalamış ki... Karakterlerin konuşma metinleri, o diyaloglar gerçekten harikaydı. Hani o mahallemizin, ailemizin içindeki samimi sesler var ya; onları yapaylığa hiç kaçmadan, o kadar doğal ve usta işi aktarmış ki diyalogları okurken resmen muhabbet yanımda dönüyor gibi hissettim. :) Kendi de çoğunlukla öyle konuşur zaten; mesela beni arayıp ulaşamamışsa doğrudan *"Neredesin Allah'ın cezası!"* der. İşte o samimiyet aynen kitaba akmış.
Sinematik betimlemelerinin başarısı zaten apayrı bir seviye ama argoyu öykülere öyle güzel, öyle dozunda yedirmiş ki... Hiç mi sırıtmaz bir kelime! Hayatın içindeki o gerçekçiliği ve sokağın ruhunu aynen hissettim, oralar tıpkı film gibiydi, çok hoştu.
Kitapta en sevdiğim bir diğer konu da kadınların yaşadığı sorunlar, o görünmez mücadeleler ve toplumsal dertlerimiz
Çalınan Kraliçe – Fiona Davis
Herkese selam.
Çalınan Kraliçe, Mısır tarihi ve arkeoloji etrafında şekillenen, geçmişle günümüz arasında gidip gelen bir gizem hikâyesi.
Bu kitapla ilgili çok objektif bir yorum yapabilecek durumda mıyum? Hayır. Çünkü son 100 sayfayı grip olduğum için resmen beynim kapalı halde okudum. Kalan 300 sayfadan anladıklarımla bir şeyleri birbirine bağladım ama “Ne anladın, anlat bakalım?” derseniz şu an anlatamam sjdjdj. Kitapla ilgili değil kesinlikle, benim beynim çalışmıyor jsjsjs.
Onun dışında kitap akıyordu ve merak duygusunu canlı tutmayı başarıyordu. Ama final kısmını sağlıklı bir kafayla tekrar okumam şart gibi duruyor. Çünkü şu an yaşadığım şey daha çok “kitabı bitirdim ama kitap beni bitirdi” hissi.
Bu kitabı herkese öneririm, herkes beğenir bence. Çünkü normalde polisiye okumayan ben bile 6 günde bitirdim kitabı. Bu kesinlikle yazarın başarısı. Yazar sadece klasik bir polisiye/aksiyon hikayesi anlatmıyor bize, toplumumuzun geldiği hali de çok gerçekçi ve çarpıcı şekilde yazıyor.
Aynı zamanda karakterler çok insani. Hem de çok. Onların düşünceleri çok güzel aktarılmış, o düşüncelerde kendinizi bulacağınıza eminim, hatta katilin düşünce yapısı bile o kadar iyi ki...
Katilimiz çok kaliteli ya. Tabii ki biliyordum: manyağın tekiydi falan ama bu kadarını beklemiyordum, profesyonel çıktı. İşimize o kadar karıştı, bize o kadar köşeye sıkıştırdı ki. Bazı yerlerde bizden bir adım önde olması da cabası.
Kitabın her bölümünde bir olay oluyor, sizi temin ederim bu kitabı yavaş okuyamazsınız. Ve hepsi çok iyi yazılmış olaylar, çok beklenmedik olanlar da var. Bir noktada bağlantılı ama alakasız görünen bir sürü olay oluyor öyle ki polislerimiz ortaya binbir teori atıyor, onları da okuması çok keyifliydi biraz beynim yandı ama.
Bu kitapta Nevzat'a daha çok bağlandım, onu anlamaya çalıştım ve sanırım anladım da. Nevzat, Ali, Zeynep üçlüsüne çok alıştırdı beni bu kitap. İstanbul Hatırası kitabından tanıyordum onları ama bu sefer daha da sevdim onları.
Bir de biraz yazım dilinden bahsetmek istiyorum: yazar öyle çok uzun cümleler kurmuyor, süslü püslü bir anlatım da yapmıyor ancak bu yazarın uslübuna basit diyesim gelmiyor. Çünkü ben en çok basit olmayan dil severim yani normalde basit olması benim için olumsuz bir şey olmasına rağmen bu kitapta öyle olmadı. Evet, cümleler kısa, evet çok süs yok ama cümleler o kadar net, gerçekçi ve çarpıcı ki şöyle düşünüyorum, bu yazarın sizi etkilemesi için uzun cümlelere de süse de ihtiyacı yok, sadece olduğu gibi yazıyor cümleleri ve bu
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201939,8bin okunma
KOCAMIN KARISI #kitapyorumu
"Herkes yalan söyler ve herkes ölür. Belirsizliklerle dolu bir dünyada yalnızca bu ikisinden emin olmak mümkündür."
Alice Feeney kaleminden okuduğum ikinci kitap oldu ve her iki kitaptan anladığım şey şu ki yazar okuyucunun algısıyla çok iyi oynuyor. Kitaptaki hiç kimseye hatta ana karaktere bile asla güvenilmeyeceğinin bilincinde okuman gerektiğini kabul ediyorsun. Psikolojik gerilim türünün kraliçesi kesinlikle diyebiliriz.
Eden Fox’un bir sabah koşuya çıkıp evine döndüğünde anahtarının kilide uymaması, kapıyı ona benzeyen yabancı bir kadının açması ve en fenası da kocasının o yabancıyı karısı olarak tanıtmasıyla hikayeye giriş yapıyoruz ve o andan itibaren tüm ilginiz sadece kitapta oluyor. Uzun zamandır okuduğum en sarsıcı ve merak uyandırıcı başlangıçlardan biriydi. Bir de altı ay öncesinde ölüm tarihini tahmin ettiğini iddia eden gizemli bir klinik Thanatos ile yolu kesişen Birdy’nin hikayesi var. İlk soru bu iki kadının ne tür bir bağı var da ön plandalar oluyor. Çoklu bakış açısıyla ilerliyor sayfaları çevirdikçe de her bölüm sonu şoka sokuyor. Yazar okuyucuyla öyle bir kedi-fare oyunu oynuyor ki, olayların nereye bağlanacağını tahmin etmeye çalışırken adeta beynim yandı. Karakterler çok iyi yazılmıştı ve sırlarını çözmeyi çok sevdim. Finaliyse beklenmedik ve şok ediciydi asla tahmin edemezdim.
Okurken asla sıkılmayacağınız, sürekli bir sonraki bölümde ne olacak dedirten, temposu hiç düşmeyen bir hikaye arıyorsanız kesinlikle şans vermelisiniz tavsiyemdir.
Çok sürükleyici bir kitap okuyayım ama hafiften de beynim yansın istiyorsanız şiddetle tavsiye ederim. Bazı yerlerde kitabı daha iyi anlayabilmek için araştırma yapmanız gerekebilir :)
OlasılıksızAdam Fawer · April Yayıncılık · 202398,5bin okunma
Haydi, beynimi yakan bu kitabı birlikte inceleyelim! :)
Yaşamının sonlarına yaklaşmış, 70 yaşında ve anılarını kaybetmemek için mücadele eden bir Alzheimer hastası… Ama yanlış anlaşılmasın; söz konusu olan çiçekli, böcekli, nostaljik anılar değil. Onun zihninde özenle saklamaya çalıştığı şeyler, son derece planlı ve hatta kendisinin keyif aldığı bir dizi cinayet.
Eğer siz de bu sevimli görünen yaşlı amcamızın gün içinde yaşadıklarını ve geçmişinde neler yaptığını kendi ağzından dinlemek istiyorsanız, oturup bu kitabı bi zahmet okumanız gerekiyor.
Bunun yanında, Alzheimer hastalığıyla yaşayan bir insanın ruh hâlini ve zihnindeki düşünce geçişlerini anlamak açısından bile kitap oldukça etkileyici. Okurken psikolojim altüst oldu, ruhum daraldı, beynim adeta yandı… Ve bunlar hissettiklerimin yalnızca bir kısmı.
Finali ise tam anlamıyla ters köşe. “Ne umduk, ne bulduk!” dedirtecek türden bir sonla karşılaşıyorsunuz. Ben kitabı fazlasıyla beğendim ve kesinlikle tavsiye ederim.
Hadi o zaman, kitapta buluşma vakti! Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :)