Hikmet Avcısı

Hikmet Avcısı
@beyond_the_seen
Gazi Üniversitesi İstatistik 3. Sınıf Öğrencisi 2024 ve 2025 Halk Kütüphanesi Ödüllü Okur Kitap Yazarı Kitap Avcısı Beni bilimle anla, felsefeyle anla...
Merkez kampüsü için konuşuyorum: 1926 gibi popüler pek çok üniversiteden çok daha erken kurulmuş, onlar ücra yerlerdeyken tren ile Ankara Gar'a 1, Kızılay'a 2 durak mesafede, metro durağı dahil diğer pek çok yere de çok yakın olacak denli merkezi bir konumda bulunan Gazi Üniversitesi'nin ODTÜ ve Hacettepe ile rekabet edebilecek potansiyeldeyken bu potansiyelini yeterince değerlendirememesi üzücü. Öğrenciler çok daha ilgi göstermeliydi, özel sektörün gözünde çok daha saygın bir yerde olmalıydı Gazi Üniversitesi bence. Benimkisi şahsi bir tespit sadece. Bunun nedenlerini uzmanlar daha iyi değerlendireceklerdir.
1000Kitap
Reklam
Birine "nasılsın" diye sorarsın, "iyiyim, sen nasılsın" diye karşılık verir. Gel de muhabbet başlat. Polis gibi çapraz sorguya mı çekeyim, dün gece ne yediğini nedenine kadar sorayım mı, insan gibi konuşsana "şunu yaptım, şöyle oldu, şöyle planlarım var, Allah'ın manyakları laftan anlamıyor" diye bir dedikodu yap, konuyu bir şekilde soruyu soran kişiye bağla veya bağlamasan bile onun da konuşabileceği kadar geniş bir yelpaze ve detay oluştur veya bir anını anlat. Veya insan gibi "konuşmak istemiyorum" deyin, kimse kendisini boşuna yormasın. Simaen tanıdık birine takip isteği atıyorsun, üç yüz yıl boyunca bekletiyor. İstemiyorsanız insan gibi reddedin, ona göre davranalım biz de. Bir de senin babanı mı öldürdüm de kabul etmiyorsun, akşama kadar elinde telefonla dolaşıyorsun, görmemen mümkün değil, o zaman bu neyin tribi? Görüldüyü veya aşırı geç cevap vermeyi hiç saymıyorum bile. Sanırsın bana cumhurbaşkanı olmuş. Müsait değilsen müsait değilim, birkaç saat sonra dönerim diye şeffaf bir şekilde belirtirsin, bu kadar basit. Ötesi en hafif tabirle görgüsüzlüğe girer.
Duygu ve Düşünce
Kitap ödünç almaya başlayışımın ilk dönemlerinde Kişisel Gelişim, Psikoloji, Bilim Tarihi, Din ve Felsefe kitaplarını fazlaca öncellemiştim aydınlanma hissini fazlaca yaşarım umuduyla. Haklarını yemeyeyim, bana pozitif ve negatif anlamda çok şey kattılar ama son dönemlerde, ilgimi çeken bir romanın zihnimde uyandırdığı merak duygusunun beni götürdüğü yerler tatmin edici geldi bana. Öbürlerinde mesela bir kişisel gelişim kitabında ucuz nasihatler, psikoloji kitabında muhteşem bir şeymiş gibi anlatılan ama içi ve özü boş teori ve terimler, bilim tarihi kitabında sanki dünyayı batılılar yaratmış gibi hep aynı rönesans reform sanayi devrimi hikâyeleri, bir din kitabında (Kuran hariç) gene ucuz nasihatler, ne idüğü belirsiz hadisler, felsefe kitabında beni hiç ilgilendirmeyen konuların uzun uzadıya ve gene özden uzak bir karmaşıklık ve terminolojiyle anlatılması veya başta belirtmedim ama okuduğum şiirlerde hissettiğim sığlık, keza aşk şiirlerindeki materyalizm ve bencillik... Bilmiyorum, aradığım hakikat özlerini hayal ettiğim ve beklediğim kadar bulamadım gibi. Bu tür kitapların elbette sınırları çok daha geniştir ama en azından şu an için dar geldiler bana. Romanlara başta çok daha mesafeliydim ama acaba aradığım şey orada mı? Sanki o bana bir heyecan verecek ve ben o heyecana kendi sihirli dokunuşumu katarak kendi yolumu aydınlatacağım gibi beyhude olması da pek mümkün bir düşünce var içimde. "Sen baktığım en güzel aynasın" diye bir söz duymuştum ve katılıyorum: Gerek sosyal ve romantik ilişkilerde, gerekse kitaplarda kendimizi arıyoruz aslında. İnsanın kendisini araması... insan kendisini niye arar? Sistem koca bir evren, insanın kendisi de bir evren, varlığın her zerresi de, yokluğun kendisi de... Varlığın ötesi, yokluğun ötesi, ötenin ötesi... Ötenin ötesi daha
1000Kitap
"Hoşlandığım kıza/erkeğe ne yazacağım" diye mevzu türetmişler. Net konuşayım; kendisine yazarken uzun uzadıya düşündüğünüz biriyle sevgili olmayın. Doğru kişi gece gündüz mesajlaştığınız ve sevinçten havalara uçtuğunuz kişi değildir; yanında kendiniz olabildiğiniz, rahatsız olur mu diye düşünmediğiniz ama onu çok sevdiğiniz için de mümkün mertebe rahatsız etmeme inceliğini gösterdiğiniz, sohbetin akıp gittiği, ne sorumsuzluğa yol açacak kadar rahat ne de kaygıya yol açacak kadar stresli dengeli bir ilişki yürüttüğünüz kişidir. Şeffaflığın olmadığı yerde ilişki yeşeremez. Kendi başınıza çözmeniz gereken psikolojik problemlerinizi ilişkinizin üzerine yıkmayın. Sinyal olayını da saçma buluyorum: hoşlanıyorsan tanışmak istiyorum diye yazarsın, bu kadar basit. Reddedilmekten korkacak kadar öz güvenin düşükse, kendine değer vermiyorsan ve saygı duymuyorsan o senin ergenliğin. Bir şeyin olacağı varsa olur, olmuyorsa nasipte yokmuş deyip yola devam edeceksin. Sen değerli bir insan olmak için çabalıyorsan ve bu yolda da belirli bir mesafe katetmişsen gerisi onun kaybıdır zira "insan hayrı istediği kadar şerri de ister (İsra suresi 11. ayet)". Vesselam.
1000Kitap
İnsan bir şeyleri ne kadar sorgulamıyorsa en az onun kadar da gereksiz kuruntularla oyalanmak gibi bir kusuru (imtihanı) var. İşlerin yolunda gittiğine, bir şeyin yapması gereken en doğru şey olduğuna bir türlü inanmıyor, sürekli, işleyen sisteme çomak sokuyor, kendi kendine felaket senaryoları üretip belasını arıyor resmen. Öz güven bu yüzden önemli biraz da. Doğru yolda ve anlamlı işlerde inat edip ona biat etmek gerek. Bu iki zıt kavramın aynı potada eriyişi de mânidar. Hayata güçlü bir lider ve hatta fasonik bir mini tanrı perspektifiyle bakmak bu noktada yararlı olabilir.
Duygu ve Düşünce