Hikmet Avcısı

Hikmet Avcısı
@beyond_the_seen
Gazi Üniversitesi İstatistik 3. Sınıf Öğrencisi 2024 ve 2025 Halk Kütüphanesi Ödüllü Okur Kitap Yazarı Kitap Avcısı Beni bilimle anla, felsefeyle anla...
Güzellik-yakışıklılık göreceli midir? Bence o kadar da göreceli değildir. Tabii ki de birinin 80 gördüğünü bir başkası 70 veya 90 diye niteleyebilir ama 60 veya 100 de demez. Göz var izan var sonuçta; hepimiz öyle ya da böyle toplumun geneli tarafından aşağı yukarı 95 diye hayran olunanı da görüyoruz, 20 diye beğenilmeyeni de. Dolayısıyla birinin ak dediğine diğeri kara demez kolay kolay; aralığı oldukça sınırlı göreliliğin.
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İngilizcemi geliştirirken yapmayı düşündüğüm şeylerden biri de kendimi sürekli test etmek çünkü o stres insanı diri tutuyor. Yanlışları düzeltmek aynı doğruları tekrar etmekten çok daha verimli ve bunun için de doğru ile yanlışı birbirinden ayırmak lazım önce. Mesela dün geceden bu yana en az 5-6 tane kısa test çözdüm ve aşırı Türkçe düşündüğümü fark ettim. Reading sorularında biraz zorlandım, listeningler beklediğimden daha iyi geçti çünkü soruları önceden okumanın önemli olduğunu biliyordum. Sonuçlar A2-B1-B2 arasında dalgalandı genelde. Intermediate olduğumu biliyordum zaten de bir kez daha tescillenmiş oldu. Çözümlü proficiency exam'lerden tutun da Cambridge'ın gene çözümlü vocabulary games and activiites pdf dosyasına kadar çok sayıda ve nitelikli kaynaklar var. Hiç olmadı "act as an english teacher..." şeklindeki bir promptla bile LLM modellerine örnek sınav soruları hazırlatıp soruların cevaplarını ikincil bir prompt olarak söyleyip sınav puanının yanı sıra hangi soruda hangi hataları yaptığına dek kapsamlı sonuçlar almak mümkün. Geçen DeepSeek'e B2+ seviyesinde competitive (tam Türkçe karşılığını bilmiyorum) speaking soruları hazırla dedim, ağzım açık kaldı. Hem beyni yoruyor hem de insanı araştırma yapmaya itiyor. Aynısını reading, writing, grammar, vocabulary için istesem onu da yapardı muhtemelen. Hakikaten acayip imkânlar var, yeter ki insan adım atsın.
1000Kitap
İngilizcemi geliştirirken yapmayı düşündüğüm şeylerden biri de kendimi sürekli test etmek çünkü o stres insanı diri tutuyor. Yanlışları düzeltmek aynı doğruları tekrar etmekten çok daha verimli ve bunun için de doğru ile yanlışı birbirinden ayırmak lazım önce. Mesela dün geceden bu yana en az 5-6 tane kısa test çözdüm ve aşırı Türkçe düşündüğümü fark ettim. Reading sorularında biraz zorlandım, listeningler beklediğimden daha iyi geçti çünkü soruları önceden okumanın önemli olduğunu biliyordum. Sonuçlar A2-B1-B2 arasında dalgalandı genelde. Intermediate olduğumu biliyordum zaten de bir kez daha tescillenmiş oldu. Çözümlü proficiency exam'lerden tutun da Cambridge'ın gene çözümlü vocabulary games and activiites pdf dosyasına kadar çok sayıda ve nitelikli kaynaklar var. Hiç olmadı "act as an english teacher..." şeklindeki bir promptla bile LLM modellerine örnek sınav hazırlatıp soruların cevaplarını ikincil bir prompt olarak söyleyip sınav puanının yanı sıra hangi soruda hangi hataları yaptığına dek kapsamlı sonuçlar almak mümkün.
Alıntı
Şu halet-i ruhiyyede romantik ilişkiyi düşünecek bile halim yok. Bu Enes'in biraz daha canavarlaşması lazım: Sağlam bir İngilizce, bir dizi, film, podcast, video arka planı ve bunun daha dip dalga overthinke entegre edilişi, yeni insanlarla tanışmak, hatta düz duvardan bile dünyanın felsefesini yapmak derken evlilikten önce katetmem gereken ciddi mesafeler varmış gibi bir his var içimde. İnsanlığa karşı da kendimi sorumlu hissediyorum aynı zamanda. Aldığım her nefeste fark yaratmak istiyorum ya Allah nasip ederse; hatta sadece yaptıklarımla değil, yapmadıklarımla da. Bakalım, inşallah o basamakları tırmanmak hayırlısıyla nasip olur. Din, acayip bir uydurma din problemi görüyorum toplumda ama işin kötüsü tıpkı tarihte olduğu gibi bunda da hakikati keşfetsen bile bunun hiçbir anlamı olmayacak muhtemelen. Zamanı boşa geçirmenin, işini iyi yapmamanın, aklınını kullanmamanın, sorgulamamanın ve torpilin ne kadar büyük günahlar olduğunu anlatamazsın...
Duygu ve Düşünce
Dil ve düşünmenin mantığı üzerine: Kimsenin dönüp sözlüğe bakmayacağı kadar bildiği bir sözcük seçelim, mesela "araba" olsun bu. Sözlüğe bakarsanız "Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı" der. Tekerlek ne demek diye araştırmaya başlayalım: "Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember" dedi. Merkez ne demek? 8 farklı tanımdan biri "Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta" şeklinde. Zinciri devam ettirmiyorum, dağ-taş, elma-armuta kadar gider bu. Mağarada yaşadığımızı ve hiç dil bilmediğimizi varsayalım. Toprağa baktık, ona "a" dedik, ağaca baktık, ona "b" dedik, sonra zihnimizde birtakım kıpırtılar oldu, ona da "c" dedik, arkadaşımızın tekrarlayan bir davranışına da "d" dedik, sonra arkadaşımızın o davranışını toprakta gördük, buna da "e=a+d" dedik. Arkadaşımızın topraktaki o davranışı aklımıza geldi, biz artık onu otomatikmen "e" diye nitelendirdik, "a+d"yi bir daha düşünmedik, biliyoruz çünkü. Dilin ve düşüncenin nasıl oluştuğunu gördünüz mü? Kullanılan kelime sayısı ile düşüncenin derinliği tam aynı değil. Şöyle: "durak" ne demek diye yazdığınızda "otobüs durağı" tarzında şeyler söyler sözlük. Ama "adı sevgili olan hasret durağında inecek var" dediğinizde bu cümle, kendisini oluşturan ve ayrı ayrı basit anlamlara gelen sözcüklerin toplamının üstüne çıkar. O yüzden çok kelime ezberlemek gibi bir takıntınız olmasın; onlarla vakit geçirin, hikâyeler yaratın, dili asıl bu yükseltiyor.
1000Kitap