Hikmet Avcısı

Hikmet Avcısı
@beyond_the_seen
Gazi Üniversitesi İstatistik 3. Sınıf Öğrencisi 2024 ve 2025 Halk Kütüphanesi Ödüllü Okur Kitap Yazarı Kitap Avcısı Beni bilimle anla, felsefeyle anla...
Anlamlı hayatı beşeri aşk üzerinden çok fazla okumaya kalkarsan hayat seni darmaduman eder, ayvayı yersin, yedirtirler. Öz güveni yüksek bir insan olacaksın, kendine saygı duyacak ve değer vereceksin ve kendi hikâyen olacak; sen kendi hikâyeni yazacaksın ve biri onu daha iyi değil, daha farklı bir forma evirecek. Mutlu evlilik sayısı aşırı az, mutlu evlilik yapanlardan hikâyelerini çok ilerilere taşıyanların sayısı daha da az, bunu unutma. Hz. Hatice-Hz. Muhammed gibi bir eşin anlamlı olabilmesi için Hz. Muhammed-Hz. Hatice'ninki gibi özel hikâyeler yazman lazım. O insanlar zaten o hikâyeleri yazdılar ve birbirlerinden ziyade rablerine dayandılar, burası da önemli. Büyük resme odaklanın, dünya geçici.
Din
Reklam
Öfkelendiğinizde veya biri size kötü davrandığında insanlara hak ettikleri için değil; kendinize değer verdiğiniz, saygı duyduğunuz ve sizin gibi asil bir insana yakışan bu olduğu için düzgün davranın. Kendinize büsbütün haksızlık etmeyin de tabii. Ki bu da düzgün davranmanın kapsamı içerisinde. Biraz daha betimlemek gerekirse anlamlıysa öfkelenin, üzülün, korkun... nefsinizdeki anlık duygu aşırılığını gidermek için değil. İkinci yazı: Hırs, normalde kötüdür, bir insanın motivasyonu içten olmalıdır ama arada gaza gelip kafayı gömüp arabanın hız ibresinin en sağını da görmek lazım. Ben buna kısaca burnout diyorum ve denk geldiğinde oldukça zevkli. Bazen dış dünyadan kopup çocukça hırsların peşinden gitmek lazım.
Alıntı
Hayatta çok fazla virüs var diyeceğim ama biraz yamuk kalacak bu tabir; daha ziyade bilinç dışı dünyamızı daha nitelikli hale getirmemiz lazım. Gerekirse boşlukta dursun, hiçbir şey yapmasın ve hiçbir şey düşünmesin ama yanlış amaçlara sapmasın. Biraz düşünce ırkçısı olmak lazım. Yani "her şey benim dikkatimi çekemez, ne istediğime ben karar verdiğim kadar ne istemediğime de ben karar vereceğim. Hatadan ders çıkarmak ayrı, esneklik ayrı ama istikrar da ayrı; bugün madde ve evren dediğimiz şey büyük bir iş birliği aynı zamanda. Nasıl ki her insan benimle muhatap olamıyorsa, her kitabı okumuyorsam her düşünce, içerik ve diğer zihin verileri de benim dikkatimi çekemez." mottosu gibi de düşünülebilir. Bu, "sosyal medyayı bıraktım ve akademik başarım uçacak" halisünasyonu da değil; "ben bir şeyi istiyorum, amacıma hizmet etmeyen pek çok şey mevcut koşullar altında benim için anlamsızdır, hedeflerim değişirse ancak bunları değerlendirmeye alırım" şeklindeki bir duruştur. Adalet sadece kötüyü cezalandırmak değildir, iyiyi teşvik de etmektir aynı zamanda. Anlamlıyı muhafaza etmen lazım.
Duygu ve Düşünce
Beni en iyi tanımladığını düşündüğüm sözcükler "aykırı ve öte" şu an. Kafalardaki aykırı tabirlerinin de aykırısını, vasatın muhteşemliğinde arasak aykırılığı veya daha çapraşık veya abuk sabuk yerlerde. Bir toz zerresine kâinatı sığdırsak, sonra o toz boncuğuna insan ipini geçirsek, bir sonraki boncuk da tanrı olsa, bir de tanrının yokluğunu kurcalasak ve ortaya hem kolye hem bileklik hem pranga hem sıfır hem de iki sıfırın yan yana geldiği sonsuzluk çıksa nasıl olur acaba? Ötenin ötesinin kendinci kuvvetinin öte integralinin kendisiyle çarpımı keza, çok heyecan verici değil mi? Gözyaşlarımızdaki rahatlama hissinde iki çay içsek, ruhumuzdaki sıkıntılar bir şelale misali akarken yalnızlığın soğuk rüzgârında serinlesek, kalpleri güzel insanların şefkatinde ısınsak, aşkın semalarında uçsak, sonra şirkin günahıyla yerin dibine girsek...
Duygu ve Düşünce
İnsan hiç sorumlu olmadığı şeylerle gereksiz ilgilenebiliyor. Bana diyorlar işte falanca toplumsal olay oldu filan. Ben de diyorum ki oradan bakınca cumhurbaşkanına mı benziyorum? Zaten milyon tane derdim var, başımı kaşıyacak halim yok, gelmiş bana çözmek için hiçbir yetkimin ve etkimin olmadığı bir problemi yüklemeye çalışıyorsun. Garibanın tekiyim ben; dersime çalışırım, iyi bir insan olmak ve iyilik yapmak için çaba sarf ederim, Allah'a tevekkülümü ederim, zamanı gelince de göçer giderim, gerisi beni bağlamaz. Bir şey yaşanacaksa da yaşanır ve biter, şimdiden ağlamanın hiçbir anlamı yok. Ve buna paralel olan tahtalı köy mevzusu, bilhassa sevdiklerinin bunu yaşaması: Zor, çok zor ama insan neye alışmadı ki şu hayatta... Samimi bir dostluğun bitmesi de fasonik ölçüde benzer etkiyi yaratıyor aslında. Yeri görünse de yeni birileriyle tanışıyorsun ve yola devam ediyorsun. Anlamı neye yüklüyorsan diğer her şey birer araç ve kenar süsü gibi kalıyor. Anlamlı hayat bir görev, yaşlılık da eğer yaşanırsa bunun bir parçası. Birilerinin veya toplumun genelinin anlamı beyhude yerlerde araması bizi ilgilendirmiyor ki. Benim bir şeyi beğenmiyor oluşum onun yanlış olduğu anlamına gelmez. "İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister, insan çok acelecidir." bunun üstüne söz mü söylenir? Tanrı bizim bir acıyı yaşamamızı dilediyse buna ne yapabiliriz ki sabretmekten ve dua etmekten başka? İsyan etmek neye yarayacak mesela elimizden bir şey gelmiyorsa? Önemli olan hayırlı ve doğru olanın gerçekleşmesi değil mi? Bize aklını, iradeni kullan, mümkün mertebe iyilik yap ve olgun bir insan olmaya çalış, sonra da ilahi iradeye güven denmiş; biz insanlığımızı yapalım, sonra da bırakalım da tanrı da tanrılığını yapsın; abuk sabuk triplere girmemiz oldukça komik. 65 yaşındaki, Allah korusun
Duygu ve Düşünce
Reklam