Hikmet Avcısı

Hikmet Avcısı
@beyond_the_seen
Gazi Üniversitesi İstatistik 3. Sınıf Öğrencisi 2024 ve 2025 Halk Kütüphanesi Ödüllü Okur Kitap Yazarı Kitap Avcısı Beni bilimle anla, felsefeyle anla...
Eskisi gibi bir şeyleri çok eleştirmeyi sevmiyorum. My game, my rules. Benim istediğim gibi olmadığı için düzeltmeye uğraşmayı düşündüğüm tek şey kendi hayatım, kişiliğim, zihnim ve ruhum. Onun dışındakiler sistemdir, toplumdur eleştirmenin bir anlamı olması bir çözüm, bir felsefik fikir keşfettirmesi lazım. Öbür türlü, değiştiremeyeceğin bir şeyi eleştirmek mantıksız. No hikmet no party. Ki onun bile o anki ihtiyacı en iyi karşılayanları lazım. Doğru yer, doğru zaman, doğru hikmet, doğru gelişim, hatta ötesiyle berisiyle doğru süreç. Projenin projesinin projesinin projesi, mikro makro, çapraz ilişkiler, doğru kimya, doğru amaç-hedef, devridaim optimizasyon... Sağa sola sallayarak kaybedilecek vakit kalmadı artık. O kadar mutluluğu arıyordun ey insanevladı, al sana mutluluk! Hazla ulaşamazsın ona, insan olarak ulaşırsın...
Edebiyat
Reklam
Bakara 155-157
Bakara Suresi 155. ayet: "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!" Bunların hemen her insanın başına gelmiş olması çok ilginç değil mi? Herkes bir şekilde imtihan ediliyor ve imtihanın şekli de bunlara çok benziyor. Dolayısıyla bu, anlamlı hayatın, iyilik yolunun mutlak gerçeği. 156 ve 157. ayetlerde de "Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, 'Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz' derler. İşte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır." şeklinde devam ediyor. Burada bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Sabretmeyenlere musibet gelmiyor demiyor, aynı musibetler onlara da geliyor ama onlar isyan ediyor diyor örtük bir şekilde. Velev ki "siz"den kasıt müminler olsun, hayat çok kısa (her şey mükemmel giderse 20-40 arası), sonra yaşlılık başlıyor ve doğalında da zor zaten. Sabretmemenin mantıklı bir tarafı yok yani, hatta manevi güç veriyor insana. Öbürleri ciddi anlam bunalımlarına giriyor.
Diyanet
Alıntı
Bazı açılardan sanki pek dini kitap okumuyorum ve hatta dindar değilmişim gibi görünüyor/algılanıyor olabilirim. Geleneksel din algısına göre evet çok muhteşem hadisler vaazlar, alim sözleri vs. paylaşmıyorum ama bir de suyun öte tarafından bakalım: Anlamlı hayat (eskiden rafine hayat diyordum buna) dediğimiz şey aslında Allah rızasını kazanmak ve hayırda yarışmak. Fark ediliyor mu bilmiyorum ama Kuran'ın belkemiği bu; kul hakkının tam tersi, salih amel ve bunun optimizasyonu. Optimizasyonu demek peygamberin ahlakı demek dolaylı olarak ama uydurma hadisler üzerinden değil, bizzat Kuran ve onun mantığı üzerinden. Kuru vaaz/nasihat paylaşmayı sevmiyorum çünkü bir işe yaramıyor. Peygamberimizin en önemli tebliğ aracı örnek olmaktı. Kuran'ın mealini kimse anlayamaz deniyor ama 15 saatte gayet de düzgün anlayarak çatır çutur hatmettim valla vakti zamanda Allah'a şükür. Hatta Kuran'ın ana hatlarına ve pek çok popüler ayete de hakimim hamdolsun. Şu an ise bunun hayata entegrasyonu ve onun mükemmelleştirilmesi üzerine çalışıyorum; bunca yazı ne sanıyorsunuz? Bu iş takkeyle türbeyle olmaz; Allah'ın sayısız defa emrettiği üzere aklı ve iradeyi kullanmak lazım.
Din
Final sonuçları ne gösterir bilmiyorum ama başarısız bir dönem geçirdiğimi düşünmüyorum ya. Sanki her anım dolu dolu geçmiş gibi bir his var içimde. Rehavetten ziyade kadere biat gibi. Allah korusun ama bir dersin sınav sonucu 50 gelse veya birinden büte kalsam bu benim emeklerimi boşa çıkarmayacak. Ben benim ve insanlık için emek veriyorum mümkün mertebe; neden bir sınav sonucu beni değersiz bir insan yapsın ki? Bak sistem beni cezalandırabilir orası ayrı ama benim büyük resme odaklanmam gerekiyor. Allah'ım sen beni/bizi kimseye muhtaç etme! Ve içimdeki aynı haykırış: "Herkes gibi davranacaksan bu dünyada niye varsın Enes! Bunun için mi verildi sana onca nimet! Ne bu ruh sana ait ne de bu beden. Kafana göre davranamazsın. Haddini bil, haddini bil, beni sinirlendirme!"
Duygu ve Düşünce
Kitap okumak sana ne kattı bugüne dek? Bu soruya TedXvari bir nutukla yanıt versem çok daha havalı dururdu ve kitleleri çok daha tatmin ederdi muhtemelen ama pek popülist bir yanıt veremeyeceğim maalesef. Birincisi öz güven. Eski yazılarımı okuyanlar bilir; evet gene norm dışı yazıyordum ama "bence"lerin arasına sıkışmış, çok daha isyankâr, korkak ve basit bir üslubum vardı; şimdi ise kimse popüler kitaplarla gelip bana afra tafra yapamaz kolay kolay veya böyle bir baskı hissetmiyorum eskisi gibi çünkü felsefenin de psikolojinin de dini kitapların da, kişisel gelişim kitaplarının da, romanların da şiirlerin de neci olduklarını biliyorum az buçuk. Hızlı ve çok okuma baskısını üzerimden kaldırdım, kitap özelinde fazla geç kalmış hissetmiyorum artık çünkü çok kitap okumanın tek başına büyük bir anlam ifade etmediğini fark ettim. Ödünç aldığım kitapların büyük çoğunluğu fiyasko çıktı ama her şeye rağmen yeni bir kitap ödünç almanın heyecanı ve zevki bambaşka kesinlikle. Bir derinlemesine yazıp çizerek overthink, bir de bu; keşke daha fazla insan tatsa. Kütüphane sitesinde sörf yapmayı da bir nebze dahil edebilirim bunlara. Hayvan Çiftliği hariç neredeyse hiçbir kitapta aydınlanma hissini doğrudan yaşamadığım için daha arkaik formlarının izlerini sürüyorum bir soru, bir cümle gibi. Bilgi ediniliyor illaki ama çok sorgulayarak ve seçerek öğreniyorum, ChatGPT ile hasbihal ediyorum, yazıp çizerek daha üst okumalarla kitaplardaki cevherleri çıkarmaya çalışıyorum. Sanılanın aksine vaktim çok az olduğu için okula gidip gelirken, ders aralarında ve yürüyüş yaparken okuyorum genelde; yoksa düzenli ve görece daha az stresli bir hayatta yılda 100 kitap imkânsız değil. Kitap reklamsız(!) derin ve farklı içeriklere erişmek için iyi bir fırsat. Eğer duymak istediğiniz şuysa evet
1000Kitap
Reklam