Lâyezâl

Lâyezâl
@beytul_
Mine'l-kalbi ile'l-kalbi sebîlâ..
Aynı eşyalar kullanıldığı, aynı işler yapıldığı hâlde bir nakkaşhane ile bir zindan arasında ne büyük fark vardı. Birinde insan yaratılışının en estetik boyutta güzellik anlayışına kapı aralanıyor, diğerinde insan ruhunun en ziyade kıskaca alan insanlık dışı tavırlar sergileniyordu. Bir falçata yahut bir iğne, burada güzellikler yaratırken, orada acı veriyordu. Burada bıçaklar güzelliği tıraş ediyor, orada güzel boyunlardan kan akıtıyordu. Orada aynı çengelleri kullananlara cellât, burada sanatçı deniyordu. İnsanın bir niyet ve düşünce ile anlam kazandığını düşündüm. Demek ki insanlar niyetlerine göre iyi veya kötü, güzel veya çirkin olabiliyorlar, eşyaya bakış açıları da buna göre oluşuyordu. Ruhlarını şeytana satanlar ile Rahman’a adayanlar da işte bu ince çizgi ile birbirinden ayrılıyordu. Birileri zamanı çoğaltıyor, diğerleri harcayıp tüketiyordu çünkü. Birileri iyi şeylerle hayata anlama katarken, diğerleri hayatın kötülüklerine tapıyordu.
Edebiyat
Reklam
"Aşkı bilen için yedi gerçek sır vardır. Onlara hâkim olan, dünyaya sahip olur."
Edebiyat
"Ama inan bana, insanların çoğunun ruhu, bedeninden önce çürür."
Edebiyat