Kitle, katiyen efendisiz yaşayamayan itaatkâr bir sürüdür. İtaat etmeye öyle susamıştır ki, kendini efendisi ilan eden herkese içgüdüsel olarak tabi olur.
Ayrıca, insan örgütlenmiş bir kitleye salt aidiyet nedeniyle uygarlık merdiveninin bir yığın basamağından aşağılara iner. Kendi başına yalıtılmış halde belki eğitimli bir bireyken, kitle içerisinde bir barbara,yani kısacası dürtüleriyle hareket eden bir varlığa dönüşür. O, ilkel varlıkların kendiliğindenliğine, şiddetine, vahşiliğine ve de heyecanı ile kahramanlığına sahiptir.
Kitle içerisinde bulunan bireyin başlıca özellikleri bu duruma göre şunlardır: Bilinçli kişiliğinin yitirilmesi, bilinçdışı kimliğin hakimiyeti, telkin ve bulaşım aracılığıyla duyguların ve düşüncelerin aynı doğrultuda yönlendirilmesi ve telkin edilen düşüncelerin hiç beklenilmeksizin derhal gerçekleştirilmesi eğilimi. Birey artık kendisi değildir, iradesiz bir otomat olmuştur.
Kitle içerisinde her duygu, her davranış bulaşıdır; bu bulaşıcılık o kadar ileri safhadadır ki birey kendi kişisel çıkarlarını genel çıkarlar uğruna kolayca feda edebilir. Bu fedakârlık hali, sadece kitlenin bir bileşeni olarak sahip olduğu ve esasen insan doğasına tamamen aykırı bir yetenektir.