beyza

Sosyal Normların Baştan Çıkarıcı Çekimi
İnsan bir sürü hayvanıdır. Uyum sağlamak, başkalarıyla bağ kurmak ve yaşıtlarımızın saygı ve onayını kazanmak isteriz. Bu tür meyiller hayatta kalmamız için gereklidir. Evrimsel tarihimizin büyük bir kısmında atalarımız kabileler halinde yaşadı. Kabileden ayrılmak —ya da daha kötüsü, dışlanmak— bir ölüm fermanıydı. “Yalnız kurt ölür ama sürü hayatta kalır.” Bu arada başkalarıyla iş birliği ve bağ kuranlar daha güvende olmanın, çiftleşme fırsatlarının ve kaynaklara daha fazla erişimin keyfini sürdüler. Charles Darwin’in belirttiği gibi, “İnsanlık tarihi boyunca iş birliği ve doğaçlama yapmayı en etkin şekilde öğrenenler baskın gelmişlerdir.” Sonuç olarak en derin insan arzularından biri, ait olmaktır. Ve bu kadim tercihin modern davranışımız üstünde güçlü bir etkisi vardır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İşin ilginç yanı, beyinde ödülü aldığınız zaman harekete geçen sistem ile ödülü beklerken harekete geçen sistem aynıdır. Bir tecrübenin beklentisinin, elde edilmesinden daha iyi gelmesinin nedenlerinden biri budur. Çocukken Noel sabahını düşünmek hediyeleri açmaktan daha iyi olabilir. Yetişkinlikte yaklaşan bir tatilin hayalini kurmak, gerçekten tatilde olmaktan daha keyifli olabilir. Bilim insanları bu durumdan, “istemek” ile “hoşlanmak” arasındaki fark olarak bahsediyorlar.
Alışkanlık, dopamin kaynaklı bir geri bildirim döngüsüdür. Yüksek ölçüde alışkanlık oluşturan her davranış —abur cubur yeme, video oyunları oynama, sosyal medyada gezinme— daha yüksek dopamin düzeyleriyle ilişkilidir. Aynı şey yemek yemek, su içmek ve sosyal etkileşimde bulunmak gibi en temel alışkanlık davranışlarımız için de söylenebilir.
Başka araştırmacılar bu süreci tersine çevirip beynin ödül sistemini dopamin hücumuna uğratınca hayvanlar aşırı hızlı bir şekilde alışkanlıklar edinmeye başladı. Bir çalışmada fareler burunlarını kutuya her soktuklarında güçlü bir dopamin dozu aldı. Birkaç dakika içinde fareler o kadar şiddetli bir istek geliştirdi ki burunlarını kutuya saatte sekiz yüz kere sokmaya başladılar. (İnsanlar da çok farklı değil. Ortalama bir kollu kumar makinesi oyuncusu, çarkı saatte altı yüz kez çevirir.)
Araştırmacılar sıçanların beyinlerine elektrotlar yerleştirerek dopamin salgısını engellediler. Şaşkınlık içinde, sıçanların bütün yaşama arzularını kaybettiklerini gözlemlediler. Yemek yemiyorlardı. Çiftleşmiyorlardı. Hiçbir şeye istek duymuyorlardı. Birkaç gün içinde susuzluktan öldüler.