Sırça Fanus, Sylvia Plath'in ölümünden bir ay önce yayınlanan otobiyografik romanıdır. Yazar kitapta kadınların toplumdaki baskılanmış rolünü eleştirir, yaşadığı çöküşle mücadelesini anlatır, intihar girişimlerinden bahseder. Şair ve yazar olan Sylvia Plath, çocukluğundan beri şiir yazmaya ilgili olup üniversitede İngiliz dili ve edebiyatı okumuştur. Bu kitapta da kendini Esther adlı karakterle yansıtır ve üniversitenin üçüncü yılında yaşadıklarından bahseder.
Esther, çocukken babasını kaybetmiş ve annesi ve bir erkek kardeşi ile yaşamış olup üniversite zamanında öğrenci yurdunda kalmaktadır. Annesi bir okulda steno dersleri vererek evi geçindirmektedir. Esther, okul hayatında hep başarılı olan bir öğrenci olduğu gibi üniversitede de hep yüksek notlar almaktadır. Ama ne yazık ki kendini yetersiz görmekte ve üniversiteden sonra hayatına nasıl devam edeceği konusunda kararsızdır. Bir editör, bir şair, bir profesör olabilir, bir gezgin olabilir veya bir yuva kurup anne ve eş olabilir. Fakat akademik stresin yanında erkekler konusunda şanssız olup bakirelik ve evlilik konusunda kafası karışıktır ve bunları bu sözlerle ifade eder:
"El değmemiş bir kız olup yine el değmemiş bir erkekle evlenmek hoş bir şey olabilirdi ama ya adam evlendikten sonra birdenbire Buddy Willard'ın yaptığı gibi aslında el değmemiş biri olmadığını itiraf ederse ne olacaktı? Bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği, oysa bir erkeğin biri temiz öteki kirli iki yaşantısı olabileceği düşüncesi beni çileden çıkarıyordu." (Sf 88)
"Ve biliyordum ki bir erkeğin evlenmeden önce bir kadına yedirdiği akşam yemeklerine, verdiği güllerle öpücüklere karşılık olarak gizliden gizliye istediği tek şey, evlilik işlemleri biter bitmez kadının Bayan Willard'ın mutfak paspası gibi ayaklarının altına
Neden ağlayacağımı bilmiyordum ama birisi bana bir şey söylerse ya da çok yakından bakarsa gözlerimden yaşların, boğazımdan hıçkırıkların boşanacağını ve bir hafta boyunca ağlayacağımı biliyordum. Gözyaşlarının içimde kabarıp dolu ve dengesiz bir bardağın içindeki su gibi çalkalandığını hissedebiliyordum