Beyza Polat

Yine etkisinden çıkamadığım bir kitap
9/10
·256 syf.··
2025 9. kitabı
Sırça Fanus, Sylvia Plath'in ölümünden bir ay önce yayınlanan otobiyografik romanıdır. Yazar kitapta kadınların toplumdaki baskılanmış rolünü eleştirir, yaşadığı çöküşle mücadelesini anlatır, intihar girişimlerinden bahseder. Şair ve yazar olan Sylvia Plath, çocukluğundan beri şiir yazmaya ilgili olup üniversitede İngiliz dili ve edebiyatı okumuştur. Bu kitapta da kendini Esther adlı karakterle yansıtır ve üniversitenin üçüncü yılında yaşadıklarından bahseder. Esther, çocukken babasını kaybetmiş ve annesi ve bir erkek kardeşi ile yaşamış olup üniversite zamanında öğrenci yurdunda kalmaktadır. Annesi bir okulda steno dersleri vererek evi geçindirmektedir. Esther, okul hayatında hep başarılı olan bir öğrenci olduğu gibi üniversitede de hep yüksek notlar almaktadır. Ama ne yazık ki kendini yetersiz görmekte ve üniversiteden sonra hayatına nasıl devam edeceği konusunda kararsızdır. Bir editör, bir şair, bir profesör olabilir, bir gezgin olabilir veya bir yuva kurup anne ve eş olabilir. Fakat akademik stresin yanında erkekler konusunda şanssız olup bakirelik ve evlilik konusunda kafası karışıktır ve bunları bu sözlerle ifade eder: "El değmemiş bir kız olup yine el değmemiş bir erkekle evlenmek hoş bir şey olabilirdi ama ya adam evlendikten sonra birdenbire Buddy Willard'ın yaptığı gibi aslında el değmemiş biri olmadığını itiraf ederse ne olacaktı? Bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği, oysa bir erkeğin biri temiz öteki kirli iki yaşantısı olabileceği düşüncesi beni çileden çıkarıyordu." (Sf 88) "Ve biliyordum ki bir erkeğin evlenmeden önce bir kadına yedirdiği akşam yemeklerine, verdiği güllerle öpücüklere karşılık olarak gizliden gizliye istediği tek şey, evlilik işlemleri biter bitmez kadının Bayan Willard'ın mutfak paspası gibi ayaklarının altına
Edebiyat & Roman
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
Reklam
9/10
·517 syf.··
2025 6. kitabı
- spoiler içerebilir- Martin Eden... Bitirdikten sonra öylece kalıp boşluğa baktıran türden bir kitap... Kendi dertlerimi unutup karakterinin dertlerine takılı kaldığım bir kitap... Duygu aktarımı ve iç çözümleme yeteneğiyle yazarına hayran kaldığım bir kitap... Şu ana kadar okuduğum en güzel kitap. Yazarın yarı otobiyografik romanı olan bu kitap; çocukluğundan beri geçimini kendi başına sağlayan, uzun yıllar denizci olarak çalışıp eğitimsiz kalan ve o dönemin sınıflamasına göre işçi sınıfına giren 20 yaşındaki Martin'in, zengin ve asil bir aileden gelen eğitimli, burjuva sınıfına mensup Ruth'a olan aşkını, ona layık olmak için gösterdiği çabayı konu alıyor. Kitabı okurken Martin'in aşkının gücüne ve hedefine ulaşmak için gösterdiği azime hayran kaldım. Martin Ruth'un seviyesine gelebilmek ve onun konuştuğu her şeyi anlayabilecek kadar bilgili ve donanımlı olmak için yıllarca kitaplar okudu ve çok kısa sürede oldukça yol katetti. Yeri geldi uykusuz kaldı -günde 4 saat uyudu-, yeri geldi aç kaldı. 4 saatlik uykuyu bile fazla görüp hep uyanık kalmak, çalışmak istedi. En sonunda hayalini kurduğu yazarlık hedefine ulaştı ve şöhret sahibi oldu ama bu yolda aşık olduğu Ruth tarafından terk edildi, yıllarca ulaşmak için uğraş verdiği o noktaya ulaştığında mutlu olamadı. Martin hayata büyük bir yaşama sebebiyle bağlanmış biriyken ruhsuz, duygusuz, hayali olmayan, uyumaktan başka bir şey yapmak istemeyen birine dönüştü. Martin'in yaşadığı o hayal kırıklığını ve tükenmişliğini o kadar derinden hissettim ki, günlerce etkisinden çıkamadım, yaşadıklarını kabullenemedim. Gün içerisinde aklıma geliyor, "neden bu hale geldi, neden mutlu olamadı" diye sorgulamaktan kendimi alamıyorum. Ama Martin ve Ruth arasındaki aşkın bitmesinde Martin'in tamamen suçsuz olduğunu maalesef
Edebiyat & Roman
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Mutsuzsak hayatta değiştirmemiz gereken bir şeyler yok mudur?
7/10
·288 syf.··
2025 3. kitabı
Kapağı kadar huzurlu olan bu kitabı staj arkadaşımdan ödünç alıp okumuştum. Oldukça sade ve akıcı bir dille yazılmış olan bu romanda, Youngju adındaki başkarakter hayatın koşuşturmacasından, tantanasından ve meşguliyetinden bıkıp eşini ve işini bırakarak daha mutlu olacağını düşündüğü bir hayata atılmayı kafasına koyar ve küçüklük hayalindeki gibi bir kitabevi açar. Bu kitabevinde birçok yeni insanla tanışır ve kendini geliştirir. Ama hala mutluluğun ne olduğu ve nasıl yakalanacağı konusunda kafası karışıktır, tıpkı kitaptaki diğer karakterler gibi. İnsanlar tarafından kınandığı halde kendi inandığı yolu seçen Youngju, hayatı boyunca çabalasa da istediği işe giremeyen Minjun, oğlunu yetiştirmekte zorlanan Heeju, hayattan zevk almayan lise öğrencisi Minchul, sevdiği adamla evlendiği halde onunla sorunlar yaşayan Jimi ve daha birçok hayat... Ama dikkat! Bu karakterlerin hepsi Hyunam-Dong Kitabevi'nde hayatlarını mutlu olacakları yönde çevirmeyi öğreniyor. Bu romanda sadece karakterlerin yaşamına değil, aynı zamanda hepimizin zihninden geçen veya geçecek olan derin, manevi, felsefik düşünce ve soru işaretleri hakkında birçok karakterin bakış açısına şahit olarak yaşam hakkında yepyeni fikirler edinebiliyoruz. Kitabın başından sonuna kadar kitabevinin huzur verici hissiyatı ruhunuzu kaplıyor. Hepimizin hayatında Hyunam-Dong Kitabevi gibi bir yerle karşılaşması dileğiyle... Not: Kitap yoğun olaylar ve sarsıcı duygular içermemekle birlikte oldukça sakin bir kitaptır. Olaylı ve heyecan dolu bir kitap istiyorsanız size göre olmayabilir.
Hayata Dair
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
6/10
·136 syf.··
2024 5. kitabı
Vincent Van Gogh'nun kardeşi Theo'ya yazdığı mektupları içeren bu kitap, 1877-1890 yılları arasında geçiyor. Kitap sadece mektuplardan oluştuğu için birbiriyle bağlantılı kesintisiz bir olay örgüsü beklemiyoruz. Dolayısıyla yazarın tüm hayatını öğrenmek amacıyla okunulucak otobiyografi niteliğinde bir kitap zaten değil. Ama çok sevdiğim bu ressamı daha yakından tanımak niyetiyle başladım ve kendi dilinden yazılan bu mektupları okumak; bana onun karakteri, kardeşiyle olan samimi ilişkisi ve yaşam tarzı hakkında gerçekten bilgi verdi. Bu kitaptan sonra Van Gogh hakkındaki düşüncelerim olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrıldı: sanata olan tutkusu, diğer sanatçılara dair merakı ve ilmi, oldukça azimli kişiliği ve en önemlisi hayata her zaman pozitif açıdan bakması, kötü olaylar karşısında modunu düşürmemesi ve umudunu asla yitirmemesi beni çok etkiledi ve bu yönlerini tebrik ettim. Ama sanat hayatı boyunca hiçbir geliri olmadığı için sürekli kardeşinden para istemesi, parasını tutumlu kullanmayıp ek bir işte de çalışmayarak hem kendine hem de kardeşine hayatı zorlaştırması beni biraz irrite etti. Maddi durumunun olmaması ve bundan dolayı potansiyelini göstermemesi kesinlikle üzücü bir şey. Ama ben yine de kendi tutkularını bırakmamak, hayalinden vazgeçmemek için bir başkasından çok fazla yardım almaktansa kendi ayakları üzerinde durup olabildiği kadar ileri gitmeyi daha doğru buluyorum. Theo'nun da bunca zaman hiç şikayet etmeden abisine bu denli destek olması da beni en çok etkileyen şeylerden oldu. Genel olarak bu kitabı beğendim ve Vincent Van Gogh'u yakından tanımak isteyenlere tavsiye edebilirim. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Remzi Kitabevi · 20188,1bin okunma