bu sefer olmadı, bu sefer yakıştıramadım Freida McFadden!!
ne bir gerilim, ne bir merak kitabın yarısına kadar ot gibi bir hikaye. ayak fetişi basılmış bomboş, topuklu markası okusak ne okumasak ne?
tüm kitaplarda karakterler sebepsizce sevişiyor, öpüşüyor, şak diye aşık oluyorlar. en iticisi aldatma unsurunu yazarın her şeye yapıştırıp durması. acaba bazı yazarlar sadece başarılı olduğu noktada edebiyle yazmayı salmalı mı ?? sakın şu kadın alışveriş listesini yayımlasa okurum filan demeyin akıl var mantık var. çıtır çerez gerilim diye okuyordum ama artık yanından bile uğramam. bence şişirmemiz gereken bambaşka gerilim yazarları var.
sürekli bir kadının kendini küçük görmesi, erkek karakterlerin kusursuzluğu ve yakışıklılığı, aptal saptal fetişler. bunu öven tonlarca booktokçu mu dersin, youtuber mi dersin. herhalde bunlar hayat boyu düzgün bir şey okumadı, boşu boşuna övdükleri iğrenç kitaplardan gına geldi artık.
kitabı o kadar çok sevdim ki bundan sonra tüm sevdiklerime önereceğime eminim. karakterler, konunun aktarılışı, çeviri o kadar güzeldi ki. güzel bir yemek yerken bitmesin ister ve küçük lokmalarla yersiniz ya, aynı o hisle kitabı 1 günde bitirdim.
yazarın diğer kitabı Stoner 2025 yılında okuduğum en güzel kitaplardan biri olduğu için bu eserine de şans vermek istedim. kitabın ismi muhteşem bir şiirden geliyor, ismine vuruldum diyebilirim. fakat konusu ve içeriği aynı şekilde beni içine çekemedi. hatta bir ara "John Williams mı okuyorum Stefan Zweig mı ya?" gibi bir düşünceye bile kapıldım. sanki stefan kalemiyle yazılmış gibi hissettirdi. sıkıcıydı yani üzülerek söylemeyelim ki.