Bazı şeylerin kıymetini hiç anlayamıyoruz. Çok geç anlıyoruz yahut. Hayatın, merhametli bir ana gibi, bir yolunu bulup avucumuza tutuşturduğu, kulağımıza küpe eylediği öğütleri tutmada, çok gevşek davranıyoruz. Kolayca unutuyoruz yaşadıklarımızı. Düşündüklerimizi. Pişmanlıklarımızı. Hatta güzidelerimizi, kahramanlarımızı. Kaybolduğumuzda bizi bulanları. Düştüğümüzde elimizden tutup kaldıranları. Öyle değil mi? Unutmak yanı başımızda bekleyen bir ilaç sanki ya da bizi yavaş yavaş öldüren bir zehir. Kulağımıza fısıldananları, biz de yere göre üfleyip atıveriyoruz içimizden. Üstelik, zaman adil bir yargıç değil. Tarih de hakikati kollayan dürüst bir sarraf olmaktan çok uzak.