Yaz dizisi gibi bir kitap ya. Yarım bırakmak istemediğim için bitirdim ama o dönemi bir de bana sorun nasıl bitti bu kitap! Klişe sevenler okusun sadece, yeni bir şeyler arayanlar için biraz(!) sıkıcı.
Kitabı beğendim, kısa yolculuklarda tercih edilebilecek bir kitap bence. Ancak sadece çaresizlik hissettirdi bu kitap bana. O kadar fırsat varken kendini özgür kılmak için başka biriyle evlenmemiş bir kadın, aşık olduğu çocuğunun babasına adını bile söylemeyerek kendini kaderine zincirledi ve özgürlüğünü yok etti. Hani özgürdü?
Beni en çok etkileyen detay ise beyaz güller oldu. Adamın asla merak etmediği beyaz güller.
Ben olsam böyle davranmazdım dediğim çok olay var. Yine de güzel bir kitaptı.
İşte bu kadar hoş, zarif ve uysal bir çocuktu: Son yıl Theresianum’un yatılı bölümünde okula başladığında, üniformasını ve küçük kılıcını on sekizinci yüzyılda kralın himayesinde olan bir çocuk gibi taşıyordu –şimdi ise biraz ötede solgun dudaklarıyla ve birbirine kavuşturulmuş elleriyle yatmakta olan o çocuğun üstünde küçücük geceliğinden başka bir şey yok.