her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız.
yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar.
bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. çünkü, efendim, herkes bizim nasil yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanir.
Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasil yaşamasi gerektiğini kesinlikle bilmez.
öncelikle ben size insan özgür değildir demedim; ben insanın özgürlüğünün istemeyi istemek gibi hayali bir güçten değil, harekete geçebilme gücünden oluştuğunu söyledim.
her şeyin ters gitmekte olduğu dünya denen bu ufak küreciğe takılmamak gerektiğini, sirius yıldızında, orionda, boğanın gözünde ve başka yerlerde her şeyin mükemmel olduğunu söyledi.
"biz de oraya gidelim öyleyse," dedim ona.