İnsan ile doğa arasında biraz daha uzlaşma olmalı. Çoğu kez doğa bizim ustalıkla inşa ettiklerimizi yerle bir ederek eğleniyor. Kasırgalar, depremler... Fakat insanoğlu yenilgiyi kabul etmiyor. Yeniden inşa ediyor, yeniden inşa ediyor dik kafalı hayvancık.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazarımız, Osmanlı'da çocuk olmanın zorluklarına, çocuğun mektebe başlarken ki merasimine, mektepteki hocaların tutumuna kadar birçok noktaya değinmiş; kendi hayatından da örnekler vererek bizlere sunmuştur. Osmanlı'da her çocuğun mektebe başlarken ki en büyük korkusu falakacı bir hocaya denk gelmektir. Âmin alayından sonra okula başlayan çocuğa, okulun hocası ve kalfası yumuşak davranır, ta ki çocuk okula alışana kadar. Alıştıktan sonra en küçük hatasında - onu eğittiğini düşünerek- şiddet ile cezalandırır. 'Aba altından sopa göstermek' deyiminin karşılığı bu olsa gerek!
Ebeveynlerin tutumları ise bundan daha kötü, çünkü falakaya yatıran hocaya karşı çıkmak şöyle dursun, sonuna kadar hocayı destekleyen bir kesim var. Yer yer sinirlerimi zıplatan cümleler olmadı değil: "Hoca dediğin böyle olmalı. Elinden sopası düşmemeli!"
Anı niteliğinde olan Falaka, aslında günümüze de benziyor. Tek fark artık falakaya yatırmak yok; ama çocuklarımıza karşı uygulanan bir psikolojik şiddet, fiziksel şiddet var. Eğitim hayatımızda şiddeti benimseyen, çocukları şiddet ile korkutarak eğitebileceğini sanan, "eğitilememiş" insanlarımız maalesef ki mevcut.
Arapça kelimelere yer verilmiş olan bu kitabı birkaç günde bitirebilir, Osmanlı dönemine de küçük bir seyahatte bulunabilirsiniz. :)
Ben ve siz aynı dili, aynı sözcükleri kullandık. Ama sözcüklerin içleri boşsa bizim ne suçumuz var? Boş sözcükler sevgili dostum. Ve siz onları bana söylerken kendi anlamlarınızı yüklüyorsunuz; ben de onları algılarken, kaçınılmaz bir şekilde kendi anlamlarımı yüklüyorum onlara. Birbirimizi anladığımızı sanmıştık oysa hiç anlamamışız.
Ben kendimi tanımak istemiyorum; onu benden ayrı olarak tanımak istiyorum. Mümkün mü bu? Kendimi, kendi içimde görmek yerine, kendimi benim tarafımdan görülmesini sağlamak; bunu da kendi gözlerimle fakat sanki başkasının -o herkesin gördüğü ve benim göremediğim- gözünden görülmüşüm gibi yapabilmek.