Yahudi soykırımından sağ kurtulmuş emekli bir hayat kadını olan Madam Rosa,asansörü olmayan 6.kattaki dairesinde fahişelerin çocuklarına bakarak geçimini sağlar.Baktığı çocuklar içinde göçmen Momo'yla ilişkileri başkadır.Eser,bu ikilinin dostluğu üzerine kuruludur.
Momo'nun gözünden aktarılan eser; sadakat,şefkat,dostluk,iltica gibi kavramları romantize etmeyen bir biçemle sunsa da okuru hüzne boğuyor.
Yüzünü yalayan hayali aslanlar,uyumasına yardımcı olmak için gelen palyaçolar,yalnızlığını gidermek için bir şemsiye giydirerek yarattığı arkadaşı Arthur ile 10'lu yaşlardaki Momo, okurun bünyesinde yadsınamayacak boyutta bir etki bırakıyor.Kitabın son cümlesi aslında tüm hikâyeyi özetliyor:"Sevmeyi bilmek gerek."
Kitabın ilginç olan yanıysa Romain Gary'i dönemin edebiyat otoriteleri kendini tekrar ettiği yönünde eleştiriyor.Romain Gary ise cevap olarak kitaplarını Emile Ajar mahlasıyla yayımlıyor ve bu durum Fransa'da her yazara bir kez verilen Goncourt Ödülünü "Onca Yoksulluk Varken" ile ikinci kez almasını sağlıyor.Eleştirmenler eseri ve yazarını göklere çıkarıyor.Bu isimle yazmaya devam eden yazarın bir iki kitabından sonra eserlerdeki Romain Gary tarzı fark ediliyor.1980 yılında Paris'te yaşamına son veren yazar "Yalnızca kendim olmaktan bıkmıştım." diyerek bu durumun bir meydan okumadan ziyade belki de kendinden kaçış olduğunu itiraf ediyordur,kim bilir.Lakin ister Gary ister Ajar yazmış olsun "Onca Yoksulluk Varken" "İyi ki okumuşum."dediğim onca kitaptan biri olarak kütüphanemde yerini aldı.