“Babasına iyice sokulup gözyaşlarını içine akıtırken, o gece, o güne kadar bilmediği bir duygunun, bir evladın babasına ne derece bağlı olduğu duygusunun ne olduğunu da anlamıştı. Kelimelerle anlatılamazdı bu duygu: Babası onun canında, kanında, çarpan yüreğindeydi. Babasına benzemekten övünç duymuş, onu taklit etmiş, onun gibi olmayı hayal etmişti her zaman. Ama şimdi anlıyordu ki babası kendisiydi, kendisinin bir başlangıcı, kendisi de onun bir devamıydı. İşte bu yüzden babasına acıyor, kendisiymiş gibi ona üzülüyordu.”
“Görmüyor musun, dayanacak gücüm kalmadı artık, iyi bir köpek, ıssız bir yerde, kimseye görünmeden geberir. Ben de öyle yapacağım. Büyük bir insandım ben.”
“Kuvvetler çok dengesizdi: Bir yanda, güneşin evrende görünmesinden çok önceki çağlardan beri var olan sonsuz karanlıklar, öte yanda, dayanıksız bir kayıkta, çaresiz dört insan; içecek yok, yiyecek yok, koca denizin ortasında yol gösterebilecek yıldızlar yok…”