Geriye dönünce tek tük seçilen mutlu anların bir anda geçip gitmesi; acının ve utancın zamanı da utandırırcasına yavaş yavaş akması, yıllar sonra gelip uykuyu kaçırması herkesin doğasında olan bir şey miydi? İnsan bu muydu? Yoksa sadece benim gibi zayıf insanlar mı böyle hissediyordu?
Asım Eraydın genç bir yazar. Bu ilk romanı. Edebiyat dergilerine yazdığı yazılarının bazılarını okumuş ve çok beğenmiştim. Derin, sorgulayan ve akıcı bir kalemi var. Kötü Tohumlar'a gelirsem. Çok keyifli bir yolculuk oldu. Kadife gibi akıp giden bir kalem burada da karşıma çıktı. Okurken eser hiç patinaj yaptırmadı. Bazı romanlara 30-40 sayfa okuduktan sonra girersiniz. Burada ise yazar ilk sayfadan itibaren sarıp sarmalıyor okuru. Yolculuğa çıkartıyor. Yolda pek çok sürprizlerle karşılaştırıyor. Roman bir anılar toplamı. Bu anılar arasında Muhip Ziyaoğlu'nun ilginç hikayesi ile Trabzon geceleri bölümleri çok etkileyiciydi. Romanın kurgusunu da çok beğendim. Bu yazarın dedim ya ilk romanı, inşaallah niceleri gelir. Asım Eraydın'ın gelecekte unutulmayacak eserler vereceğinin müjdecisiydi bu roman.