Ben bu kitaba, enerjisine, karakterlerine, Joshua ve Lucy'e, tartışmalarına, aralarında ki kıvılcımlara ve aşklarına tek kelimeyle bayıldım. Her şey o kadar olağan ve o kadar samimi ilerledi ki kendinizi kitabın dışına koyamıyorsunuz. Lucy ve Joshua arasında ki enerji en başından beri vardı ve bunun ortaya çıkması için illa bir şey olması gerekmiyordu ki oldu ama baştan beri onu hissettirdiler. Joshua'nın en başından beri Lucy'e karşı hissettikleri, utangaçlıkları, babasıyla arasında ki mesele, Lucy'nin yanından ayrılmak istememesi, kıskançlıkları... Hepsi baştan sona Joshua'yı özetliyor gibi. Olayların başlangıcı bir iş yeri ve birbirlerine bıçak bilediklerini zannettikleri yer. En başından sonuna kadar bunu nefret olarak nitelendirseler de aslında o kadar belliydi ki. Başta Joshua'yı anlamadım ama Lucy o kadar anlaşılırdı ki. Gülümseyerek başlayıp gülümseyerek bitirdim kitabı. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle diğerlerini de okuyacağım. Dili ve akıcılığı çok güzeldi. Hiç duraksamadan veya off dedirttirmeden kendini okutturan bir kitaptı. Kesinlikle okuyun derim.