Nico yaklaşık üç yıldır içinde tuttuğu duyguları sonunda serbest bıraktı, biraz zorla olsa da. 3 yıldır evi diyebileceği biri ya da bir yeri yok, gemişini bir kenara bırakıp hayatına normal bir şekilde devam edemedi ve kimse onu bunun için suçlayamaz. Başına gelen şeyler de kolay şeyler değildi hani; normal bir günde yarı tanrı olduğunu öğrendi, ablası onu kısmen terk etti ve hiç bilmediği bir yerde zaman geçirmek zorunda kaldı, ablası bir ölüm görevine giderken yapabileceği tek şey kahraman olduğuna inandığı bir figüre bel bağlamaktı ve işin sonunda ablasını kaybetti, kahraman figürü onu hayal kırıklığına uğrattı. Bianca'nın ölümü Percy'nin suçu değildi ama genç, saf ve şoktaki Nico bunu sindiremedi. Ona hayatı boyunca göz kulak olmuş ablasının karşısındaki kahraman yüzünden ölmüş olduğunu düşünmesine rağmen, o kahramana zarar vermeyi kendine yediremedi ve kaçmayı tercih etti. Kaçtı, kaçtı ve kaçtı. Kendini hiçbir yere ait olmadığına, yalnızlığa mahkum olduğuna inandırdı. Eğer bir ejderi gümüş zincirlere bağlayıp onu esir tutarsanız, siz o zincirleri çıkarsanız bile o ejder kaçmaz, kaçamaz. Çünkü artık o zincire hapsolmaktan başka bir geleceği olacağını düşünmüyordur. Hissettiği duyguları itiraf etmesi iyileşmenin ilk adımıydı, ona yardım etmeye istekli insanlar var çevresinde. Kendisi rahat hissetmediği sürece sırrını mezara götürecek olan bir Jüpiter oğlu, ve ona sevildiğini hissettirmek için elinden gelen her şeyi yapacak bir Plüton kızı var. Yalnız olmak istemiyor ama geleceğe dair umutlu da sayılmaz. Hades'in oğlu olduğu için lanetlendiğini düşünüyor ama bu seri her lanetin kırılabileceğini anlatmıyor mu bize? Nico zamanla iyileşecek, aceleye getirmeye gerek yok. Kendine güvenirse yapamayacağı hiçbir şey yok. Nico'ya laf atan herhangi biri olursa karşısında beni