"Bu yazarın isyanı dışa değil, kendi içine dönük."
7/10
·98 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Selam. Öncelikle ben kitabı "sürükleyici mi?" diye değerlendirmek yerine her zaman yazarın ne anlatmaya çalıştığına odaklanıyorum. Kitabın kısaca içeriğine gelirsek; bir mektup ve yazarın Bianca ve X'e yazdıklarından oluşuyor. Yer yer daha gerçekçi anlatımı var. Başlarda günlük gibi gelse de, okudukça mektup olduğu anlaşılıyor. Kısacık ve kendini okutan bir kitap. Sakin bir zamanda okunabilir. Okuması kolay ve dili akıcı. Ayrıca insanı zaman zaman düşündürüyor. Bence zihninin içinde yaşayan ve çok az kişinin keşfettiği yazarlardan biri Fuat Adıgüzel. Kitaptaki depresif ruh hali, düzene isyan yani toplumun dayattığı kalıplara yönelik sorgulamalar ve felsefik çıkarımlar bende biraz yeraltı edebiyatından da izler taşıyor hissi uyandırdı. Ancak klasik yeraltı edebiyatında bu isyan dışa daha çok vurulurken, Adıgüzel'in isyanı daha çok içe dönük. Yazar, insanın kendisini, egosunu ve hayatın anlamını sorgulatıyor. Bu yüzden felsefik yönlü bir kişisel gelişim kitabı diyebilirim. Alışılmış kişisel gelişim kitaplarına göre daha karanlık ve sorgulayıcı bir içsel yapısı var. Kitapla kalmanız dileğimle.
1000Kitap
Hiçliğe VarmakFuat Adıgüzel · Amore Yayınevi · 20253 okunma
Bir kız yıldızları görebildiğini söylüyor ve bende kahroluyorum
10/10
·316 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 01:43
Titan'ın Laneti benim için gerçek bir roller coaster deneyimiydi. Kitabı okurken o kadar çok duygu değişimi geçirdim ki bunu kelimelerle açıklamam çok zor. Bana çok farklı duyguları bir kitapta hissettiren kitapların sayısı bir elimin beş parmağını geçmez ve rahatlıkla söyleyebilirim ki Titan'ın Laneti o kitaplardan biriydi benim için. Kitap; Thalia, Annabeth ve Percy'nin iki melez çocuğu bulup kampa götürmek için görev almalarıyla başlıyor. Bianca di Angelo ve Nico di Angelo. Artemis avcılarının ve Zoe Nightshade'in de kitaba girmesiyle planları hiç beklemediği bir yöne evriliyor. Her şeyden daha önemlisi bu görevde Annabeth'i kaybediyorlar. Annabeth sonlara kadar kitapta yok onun yerine yeni karakterlerimiz var. Zaten kitap başlamasıyla birlikte size beş altı karakteri birden fırlatıyor ve neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. En azından ben şaşırmıştım. Özellikle de Bianca'nın Artemis'in teklifini sanki akşam yemeğinde ne yiyeceğini seçmesi kadar kısa bir sürede kabul etmesiyle kendime "Bu kitap nereye gidiyor?" sorusunu sormak durumunda kaldım. Çok geçmeden sanki işler daha da karisamazmis gibi daha da karmaşık bir hal alıyor. Artemis kayboluyor ve görev artık bizzat karakterlerin ayağına geliyor. (Gerçekten ayağına geliyor) Ama bir sorun var ki Percy bu görev için seçilmiyor. Bu onu söz konusu Annabeth'in hayatıyken tabii ki durdurmuyor ve Pegasusunu da alıp Melez Kampı'ndan firar ediyor. Zoe onu başta istemese de ekibe yardımlarından dolayı kabul etmek zorunda kalıyor böylece ekibimiz tamamlanıyor. Fakat aldığımız küçük zafer uzun sürmüyor. "Başıma bir şey gelirse bunu Nico'ya ver. De ki... De ki üzgünüm." "Bianca, hayır!" İşte çölün ortasındaydık ve Bianca di Angelo kaybolmuştu. Bianca'nın kaybı beni baya etkiledi ama en çok da Nico'ya üzüldüm. Çaresizce
Titan’ın LanetiRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20176,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 01:58
Gerçekten tam olarak ne hissetmem gerektiğini bilmediğim bir kitap ile karşınızdayım. Kitabın ilk başlarını pek fazla anlayamadım, ilk 30 sayfa kadar diyebilirim. Fakat daha sonra kitap gayet anlaşılır olmaya başladı. Ancak kitabın konusunu yazmıyorum direk Spoiler yorumumla başlayacağım. Tess kocası Trev’i kaybettikten sonra çok uzun bir depresyon yaşıyor. Eşi vefat edeli iki sene olmuş ama halen daha bunu atlatmamış. Erkek karakterimiz Ian ise Bianca isimli hamile bir kadınla onun yanındaki eve taşınıyor. Tess Bianca’yı çok uzun bir zaman Ian’ın karısı zannediyor. Zannetmesin de çok haklı çünkü Bianca’da Ian kocasıymış gibi davranıyor. Açıkçası bu iki kadının arasında çok ciddi bir arkadaşlık olduğunu söyleyemem. Fakat Tess ebe olduğu için Bianca kırsalda yaşadıkları için belki bir gün ona yardım eder diye onunla arkadaşlık kuruyor. Ian meczup bir insan gibi takılıyor. Aslında çok zengin bir ailenin oğlu. Bianca ise hamile olmadan önce çok ünlü bir model. Bu tuhaf üçlü bir gece Bianca’nın suyunun gelmesi ile birlikte, kendilerini çok tuhaf bir ortasında buluyor. Bianca Tess’in tüm çabasına rağmen doğumdan sağ kurtulamıyor. Ve bebeğini Tess’e emanet ediyor. Açıkçası hikayenin burasından sonrası beni birazcık korkuttu. Çünkü Ian aslında bebeğin babası değildi ve Bianca başından beri yalan konuşuyordu. Ayrıca Tess bebeğe saplantılı bir şekilde bağ kurdu. Açıkçası bu bağ hiç hoşuma gitmedi. Çünkü bence kesinlikle hastalıklıydı. Bebeğin gerçek ailesini bulmaya çalışırken tess sürekli bebeği alıp kaçmayı düşündü. Ian ise Tess’i  neden bu kadar çok sevdi asla anlamadım. İlişkileri hiç romantik değildi. Ayrıca kadının çalıştığı yer korkunçtu ve kasabadaki insanlar korkunçtu. Ve hala bebeği o kasabada büyütmek için bir sürü çaba gösterdi. Kitap kendini okutuyor ama bir çok
Dans Et BenimleSusan Elizabeth Phillips · Pegasus Yayınları · 202516 okunma
6/10
·432 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 18:53
Dans Et Benimle kitabının yorumuyla geldim. Başlarda daha çok seveceğimi düşünmüştüm,maalesef ilerleyen sayfalarda fikrim değişti. İlk olarak konusundan sonra da hislerimden bahsedeceğim. Konusu,Tess eşini iki yıl önce ani bir şekilde kaybetmiştir. Küçük bir kasabada kendine bir ev alıyor. Mesleği ebeliği bırakıp burada yaşamaya başlıyor . Bir yandan yasıyla mücadele ederken diğer yandan da kasabaya adapte olmaya çalışıyor . Bir gün bahçesine dans ederken komşusu ünlü bir ressam olan Ian ve onunla birlikte yaşayan ve hamile olan Bianca ile tanışıyor.Bianca çok cana yakın olsa da Ian için aynı şeyi söylemek mümkün değil.Tess’in bu kasaba halkıyla ve bu çiftle yaşadıklarını okuyoruz. Spoiler!!! Bahsedeceğim kısımlar kitaptaki olaylar hakkında olduğu için uyarımı baştan yapıyorum.Tess karakterini başlarda eşinin yasıyla mücadele ettiğini gördüğümüz için o depresif hareketleri bana normal gelmişti.Ama sonra Wren’in doğmasıyla onunla kurduğu bağ, bana biraz hastalıklı geldi. Elbette eline doğmuş ve sonrasında her anını birlikte geçirdiği bir bebekle bağ kurabilir bu çok normal.Ama büyükannesi büyükbabasını vermeme adına gösterdiği o hareketler biraz kaygı uyandırıcıydı bence. Sonrasında hikaye tabii ki de farklı bir boyuta geçti. Ama o kısımları yazar biraz daha farklı aktarabilirdi. Bir de Tess’in kasabayla alakalı her şeye karışması beni çok rahatsız etti. Yani bazı şeyler daha spontane olsa mutlu olurdum.Mesela başta Tess’i yabancı diye sevmeyip zamanla kabul etselerdi yaşanan olaylarla tamam ama Tess sürekli onların inadına bir şeyler yaptı. Bir de sonuçta o kasabayla hiçbir bağı yok,kasaba halkı ondan nefret ederken Wren’i orada büyütmeyi hayal etmesi falan çok saçma geldi. Ian karakterini sevdim.Tess ile diyalogları ve atışmaları çok eğlenceliydi. Ama Ian ,Tess’e
Dans Et BenimleSusan Elizabeth Phillips · Pegasus Yayınları · 202516 okunma
DİKKAT SPOİLER İÇEREBİLİR!!!!
10/10
·125 syf.·
2026 91. kitabı
Güzeldi baya.Tiyatro oyunlarını izlemekten ziyade okumak daha keyif verici benim için.Tiyatrolarda sıkılıdığımı farketttim.Sakespeare 'in bu oyununa da bayıldım.Kesinlikle güzeldi .Belki kafaya koyarsam çoğu kitabını okurum üst üste :)Çok can alıcı sözleri var ya.Üzerine düşünlüecek çok şey var.Eskilerin gelenek ve görenekleri,o dönem kadınlara bakış açısı vs .Bazılarını tuhaf karşıladım. Okuyan anlar spoiler vermeyeyim. Hırçın kız Görünüşte kendisi hırçın ,aksi ,huysuz olan Katherina ve de tam tersi huylara sahip olan Bianca' nın iki kız kardeşin evlilik hikayeleri .Hırçın kızı kimse istemez evlenmesi de kötü karşılanır o dönemlerde .Ama Petruchio pes etmiyor hırçın kızımızı uysallaştırmaya çalışıyor kendi yöntemleriyle :) Peki Hırçın kız göründüğü gibi midir ya da Bianca ??? Ya var ya bir taktik öğrendim. Bu güzel oldu .Hani birini değiştiremessinizdir zor ama imkansız değildir bence o durum. En azından biraz kıvama getirebilirsiniz. Yaşamı iyileştirmek için konfor yönünden mesela.Kişiyi davranışlarından ötürü eleştirmek ,sürekli tekrar tekrar söylemek ne kazandırıyor ki aksine vakit kaybı veya huzursuzluk gerginlik yaratıyor.Pek fayda vermez .Ama onun davranışının aynısını taklit ederek ,onun gibi davranarak (aslında bir çeşit intikam o kısma girmiyorum o açıdan bakmak istemiyorum )kişinin dışardan kendisini görmesini ve de benden de beteri varmışı gösterebiliriz.Empati de diyebiliriz ama direk uygulamaya koyuyoruz .Onun o davranışını bastırabilriz .Belki bu şekilde o da hatalarının farkına varabilir değişebilir dünyasını da güzelleştirebilir. Belki de kimse tam olarak böyle değildir ya dışardan öyle gözüküyordur kişiliği zedelenmiştir bilemeyiz mühim olan herkesin içindeki insani duyguları açığa çıkarmak varsa yarası onarıp iyileştirmek :) Anlık yazdım
Hırçın KızWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20125,8bin okunma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 133. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere Kusursuzca Kusurlu serisinin ikinci kitabı olan Kırgın Fısıltılar ile geldim. Mafya kurgusu severler sakın kaçırmayın seriyi kitaplar uzatılmamış tam kıvamında diyebilirim. +18 uygundur. Kırgın Fısıltılar benim için tam anlamıyla yaralı insanların birbirine iyi gelmesi hikayesiydi. Kitabı okurken en çok Mikhail’in o sert, korkutucu ama bir o kadar da içten içe kırılmış hali etkiledi beni. Ah be dedim çoğu zaman Dışarıdan baktığında tam bir canavar gibi ama aslında içinde sevgiyi yıllardır saklayan bir adam. Bianca ise başta sadece kardeşi için bu evliliğe giriyor ama zamanla Mikhail’in o duvarlarının arkasını görmeye başlıyor. Zamanla aslında gerçekteki adamı görmeye başlayınca uçsuz bucaksız seviyor. Bu kitapta aşk bir anda olmuyor, yavaş yavaş, kırıkların arasından filizleniyor. Özellikle aralarındaki o sessiz anlar, küçük detaylar… Bana göre kitabın en güzel kısmıydı. Ama dürüst olmam gerekirse bazı yerlerde olaylar biraz hızlı ilerledi gibi hissettim. Bianca’nın duygularının değişimi daha uzun işlenseydi bence çok daha derin olurdu. Ama yinede çok sevdim kitabı. Bazen en kırık insanlar, en güzel sevgiyi taşıyor. Karanlık bir dünyanın içinde bile sevgi kendine yer bulabiliyor. Okurken hem içim buruldu hem de yumuşadı… Mikhail’in o sert görünüşünün altındaki sevgiyi görmek benim için kitabın en unutulmaz kısmıydı. #reklamdeğiltavsiye
1000Kitap
Kırgın FısıltılarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20232,266 okunma