Joseph Murphy’nin “Bilinçaltının Gücü” kitabını okurken, zihnimin en derin kıvrımlarında usulca parlayan ışığın giderek büyüyüp alevlendiğini hissettim. Satırların özünde şu hakikat yankılanıyordu: İnsanı durduran şey hayatın çetin yolları değil, bilinçaltının kendi kendine fısıldadığı cümlelerdir. Çünkü insan, hayalini zihninde canlandırmadan hiçbir gerçeğe ulaşamaz; ve her yolculuk, önce imgelemenin görünmez çekimiyle başlar.
Yazara göre bilinçli zihnimiz çıkmaz sokaklarda dolaşırken, bilinçaltı görünmez bir rehber gibi gizli yolları bulur. Bazen aklın çözemediğini rüyalar fısıldar, bazen de uyanıkken zihnin derinliklerinden yükselen bilinçaltı, cevabı en sade haliyle sunar.
Satırların arasında ilerlerken, bir yandan kendi içime aynalar tuttum. Korku ektiğimde hayatıma gölgeler düşerken, sevgi ve güvenle yaklaştığımda önüme açılan yolları hayatım boyunca defalarca deneyimledim. Zaten anlamıştım ki, içimde duyduğum her fısıltı, dışarıda karşıma çıkan manzaraların gizli mimarıydı. Çünkü bence inanmak, geleceği sessizce bugüne davet etmektir. Murphy’nin cümleleri ise bu inancımı kağıda dökerek bana “devam et, doğru yoldasın” diye fısıldadı sanki…
Şunu farkettim ki paranın, başarının, ilişkilerin, sağlığın ve mutluluğun kökleri aslında zihnin toprağında filizleniyor. Ne zaman içimde “yapabilirim” diye bir kıvılcım doğsa, o kıvılcım hayatımda ateşe dönüşüyor. “Bolluk benimle” dediğimde ise sanki görünmez eller perdeyi aralıyor, önüme beklenmedik kapılar açılıyor. Murphy’nin sözleri bu yaşanmış mucizeleri bir çerçeveye oturttu. “Parayı tanrılaştırma, onu sevgiyle kullan” öğüdü kulağıma bir denge çağrısı gibi gelirken; “Huzur olmadan gerçek başarı elde edilemez” cümlesi, kazandığım her şeyin kalbimdeki sükunetle anlam bulduğunu yeniden hatırlattı.
Elbette kitabın kimi