Gönül Yaman

Gönül Yaman
@bibliognost
#190119728 Okur-Yazar-Çizer-Boyar
Zihnin Sessiz Mimarisi…
Puan vermedi·288 syf.··
2025 35. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 11:01
Joseph Murphy’nin “Bilinçaltının Gücü” kitabını okurken, zihnimin en derin kıvrımlarında usulca parlayan ışığın giderek büyüyüp alevlendiğini hissettim. Satırların özünde şu hakikat yankılanıyordu: İnsanı durduran şey hayatın çetin yolları değil, bilinçaltının kendi kendine fısıldadığı cümlelerdir. Çünkü insan, hayalini zihninde canlandırmadan hiçbir gerçeğe ulaşamaz; ve her yolculuk, önce imgelemenin görünmez çekimiyle başlar. Yazara göre bilinçli zihnimiz çıkmaz sokaklarda dolaşırken, bilinçaltı görünmez bir rehber gibi gizli yolları bulur. Bazen aklın çözemediğini rüyalar fısıldar, bazen de uyanıkken zihnin derinliklerinden yükselen bilinçaltı, cevabı en sade haliyle sunar. Satırların arasında ilerlerken, bir yandan kendi içime aynalar tuttum. Korku ektiğimde hayatıma gölgeler düşerken, sevgi ve güvenle yaklaştığımda önüme açılan yolları hayatım boyunca defalarca deneyimledim. Zaten anlamıştım ki, içimde duyduğum her fısıltı, dışarıda karşıma çıkan manzaraların gizli mimarıydı. Çünkü bence inanmak, geleceği sessizce bugüne davet etmektir. Murphy’nin cümleleri ise bu inancımı kağıda dökerek bana “devam et, doğru yoldasın” diye fısıldadı sanki… Şunu farkettim ki paranın, başarının, ilişkilerin, sağlığın ve mutluluğun kökleri aslında zihnin toprağında filizleniyor. Ne zaman içimde “yapabilirim” diye bir kıvılcım doğsa, o kıvılcım hayatımda ateşe dönüşüyor. “Bolluk benimle” dediğimde ise sanki görünmez eller perdeyi aralıyor, önüme beklenmedik kapılar açılıyor. Murphy’nin sözleri bu yaşanmış mucizeleri bir çerçeveye oturttu. “Parayı tanrılaştırma, onu sevgiyle kullan” öğüdü kulağıma bir denge çağrısı gibi gelirken; “Huzur olmadan gerçek başarı elde edilemez” cümlesi, kazandığım her şeyin kalbimdeki sükunetle anlam bulduğunu yeniden hatırlattı. Elbette kitabın kimi
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Koridor Yayıncılık · 200918,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tarihin İzinde Kültürel Bir Yolculuk
Puan vermedi·262 syf.··
2024 104. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2024 22:29
İlber Ortaylı’nın Gel Dünyayı Keşfedelim adlı eseri, tarih ve gezi edebiyatının harmanlandığı, okuyucuyu dünyayı anlamaya ve keşfetmeye davet eden bir başyapıt niteliğinde. Ortaylı, kendine has akıcı üslubu ve derin bilgi birikimiyle okuyucuyu dünya üzerindeki farklı medeniyetler, kültürler ve coğrafyalar arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Ancak bu bir rehber kitap değil; aksine, şehirleri ve bölgeleri tarihsel bağlamda ele alarak, geçmişin bugüne nasıl şekil verdiğini anlamamıza yardımcı olan bir eser. Kitapta Ortaylı’nın özellikle Avrupa şehirlerine duyduğu hayranlık dikkat çekiyor. Viyana’dan bahsederken bu şehrin Osmanlı ile Avrupa arasındaki tarihsel bir köprü olduğuna vurgu yapıyor. Viyana Kuşatmaları’nın şehrin mimarisi üzerindeki etkilerini tartışırken, bu olayların Avrupa’da kahve kültürünü nasıl yaygınlaştırdığı gibi ilginç detaylara da yer veriyor. Spoiler sayılabilecek bir detay, Ortaylı’nın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun çöküşünü, Viyana’nın tarihsel kimliğinin parçalanışıyla ilişkilendirmesi. Bu tür tarihsel analizler, okuyucuyu salt bir gezi kitabından çok daha fazlasıyla karşılaştırıyor. Bir diğer etkileyici bölüm, Kudüs üzerine yazdıkları. Ortaylı, bu kadim şehrin her taşında bir tarih yattığını vurgularken, aynı zamanda dinler arası çatışmanın şehrin ruhunu nasıl etkilediğini ele alıyor. Kudüs’ün farklı medeniyetler tarafından defalarca el değiştirmesi, bu bölgeyi sadece tarihsel değil, aynı zamanda siyasal açıdan da bir odak noktası yapmış. Ortaylı, Kudüs’ü gezerken hissettiği duygu yoğunluğunu ve gördüğü tarihi detayları o kadar güzel aktarıyor ki, okuyucunun adeta o sokaklarda dolaştığını hissetmesi kaçınılmaz. Kitapta eksik olarak değerlendirilebilecek bir nokta ise, modern dönem şehir yaşamına daha az yer verilmiş olması. Ortaylı’nın
Gel Dünyayı Keşfedelimİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2024813 okunma
Nil ile uçuş modu…
Puan vermedi·280 syf.··
2024 48. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2024 15:58
Şimdi kendimizi sakince uçuş moduna alıyoruz, yani her şeyi.. işleri, raporları, koşturmaca başlığı altında sıraladığımız her şeyi durdurup usulca kenara bırakıyoruz. Hazırsak Nil’in “Kanatlarım Var Ruhumda” şarkısı ile ruhumuza işlediği cıvıl cıvıl enerjinin, kağıda dökülmüş halini birlikte inceleyelim. Nil’in rengarenk evrenindeyiz şimdi… Daha ilk sayfalarda bizi coşkulu ve kendine has Nil atmosferi yakalıyor. Yıllardır şarkıları ile bizleri neşelendiren Nil Karaibrahimgil, bu kitabında bir araya getirdiği derlemeler ile bizlere pamuk şeker tadında dersler veriyor. Kitabın atmosferinde yüzerken, sanki Nil ile bir salıncağa binmiş ve inişli çıkışlı hikayeleri yaşıyor gibi hissediyoruz ya da butik bir cafede Nil yanımıza oturmuş, kahve ve çikolata kokuları eşliğinde bize anılarını anlatıyor gibi… Bu anlatılar sıradan anılar gibi görünse de, Nil’in eşsiz anlatım tarzı ile onun ruh halini hemen giyiniyoruz üzerimize ve düşünmeden edemiyoruz. Acaba Nil’in yerinde olsam nasıl yapardım? Nil’in şarkısında dediği “ben de böyleyim” dizelerini hissediyoruz çoğu satırda. Cevaplarımız zaman zaman aynı, bazen de iki farklı kutup gibi görünse de, onun ben böyleyim tavrındaki şirinliğine bayılıyorum. Kitabın sadece Nil’in anılarından oluştuğunu söylersem haksızlık etmiş olurum. İlham verici tespitleri ile motive olurken, ilginç bilgiler ile şaşırdığım zamanlar okuma saatlerimin içine eklendi. Örneğin, ağaçların sadece kendi türleri ile besinlerini paylaştığını ve bu paylaşımı mantarlar aracılığı ile yaptığını bilmiyordum. Daha da eğlencelisi, kendisine yandaş toplamak isteyen mantarlar, bu besinleri sızdırıp diğer ağaç türlerine aktarıyormuş. Bak sen şu mantarlara… :) Nil’in bu kitabındaki en sevdiğim özelliklerinden biri de kadına ve aşka dair özgün bakış açısı. Nil’in buraya
Kanatların Var RuhundaNil Karaibrahimgil · Doğan Novus Yayınları · 2024107 okunma
Puan vermedi·218 syf.··
2024 52. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2024 10:58
Yazmak… Özellikle de şiir yazmak, zor zamanlarda nefes almanın en güzel yoludur. Ruhun derinliklerindeki fırtınaları dindirir, yaraların kabul bağlamasına yardımcı olur. Her bir dize yürekte yanan ateşten süzülür, içsel yolculuklardan geçer, sonunda acı ve umut olarak kalemin ucundan kağıda dökülür. Yazdıkça rahatlar insan, yazdıkça acısını ve isyanını harflerle haykırır dünyaya. Kelimeler kağıt üzerinde dans ettikçe, kendi iç sesini bulur dizelerin şairi ve yeniden doğar. Hanife Çıta’nın şiir kitabını okurken onun iç acısına ortak oluyoruz. Her bir sayfada, onun sancısı vicdanımızın derinliklerine nüfuz ediyor ve yüreğimizde yankılanıyor. 6 Şubat 2023… Kahramanmaraş Depremi… Sadece binaları değil, binlerce geleceği ve yüzbinlerce hayali de yıkan o deprem… Yıkılan binaların yarattığı boşlukları, yüreklerde yayılan çaresizlikle birleştiren o acı... Hanife Çıta o gün yaşananların yankısını hem kendi iç sesi ile hem de depremzedelerin kendisine ilettiği şiirlerle aktarıyor. Kitap zaman zaman derin bir hüzün denizine atıyor düşüncelerimizi, kimi zamansa umut filizleri serpiveriyor yüreğimize. Bir annenin haykırışı, bir askerin isyanı, bir çocuğun iç acısı gökkuşağına karışıyor, güneş ışıklarına bulanıyor, yeni tohumlar olarak dönüyor yeryüzüne. Tıpkı kitabın adı gibi: “Depresyon”. O, gri bir bulut gibi sarar insanın ruhunu ve bir an geldiğinde dağılır o bulutlar, ufak ışıltılar saçılır kişinin ruhuna. O ışıltılara sarılanlar, içindeki aydınlığı büyüterek gri rengi gökkuşağına boyar. Dilerim Hanife Çıta’nın şiirlerindeki umut da geleceğimize ışık olur. Kitabın tüm gelirini depremzedelere bağışlayan arkadaşımızın güzel yüreğine ve kalemine sağlık. Sevgiyle ve umutla…
DepresyonHanife Çıta · Cinius Yayınları · 2023166 okunma
Meyra'dan Bosna'ya yolculuk...
Puan vermedi·628 syf.··
2024 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 13:22
Meyra’ya başlarken elimde tuttuğum şey benim için sadece bir romandı. Ancak sayfaları devirdikçe hissettim ki, o aslında duyguların ve tarihin kesişim noktasında kümelenen bir yapıttı. Her bir cümlesinde Bosna’nın tarihi ve kültürel dokusu işlenmiş gibiydi. Öyle ki kahramanların hikayelerinde akarken, kendinizi Bosna’nın göbeğinde hissediyorsunuz. Bu durum beni öyle etkiledi ki, kitabın kapağını kapattığımda Bosna’ya gitme kararı aldım. Ve işte Bosna’dayım… Gezdiğim dar sokaklarda, soykırımdan kaçan insanların izlerini arıyorum. Dokunduğum taş binalarda gördüğüm kurşun izleri, sanki az önce olmuş gibi bir his veriyor. Hava belki de 35 derece olmasına rağmen, karanlık ve soğuğu iliklerimde hissediyorum. Belki de ürperiyorum… Küme küme toplu mezarlıklara bakarken, mezar taşları üzerinde gördüğüm yılların aynı olması ürpertiyor beni. Umut Tüneli’ne giriyorum usulca… Sanki bir düşmandan saklanır gibi, sanki üstüme yağan bombalardan korunmaya çalışır gibi… Meyra’lar canlanıyor etrafımda! Haris, Selim, Lejla ve niceleri… Bu seyahat sadece bir gezi değildi, okuduğum satırların canlanmış haliydi. Okurken yüreğimde hissettiğim acıyı Bosna’nın Sönmeyen Ateşi’nde gördüm. Her köşe başında, baktığım insanların yüzlerinde, minaresi yıkılmış bir camide, şehrin her yanına çizilmiş gül resimlerinde somutlaştı hissettiğim acı. Bir ağacın altına oturdum ve acı ile umut arasına sıkışan duyguları duymaya çalıştım. Şehrin kokusuna sinmiş hüznü ve yaşam tomurcuklarını kokladım uzun süre. Artık gerçeklikte değildim, kitabın sayfaları arasında yönümü kaybetmiş gibiydim. Her adımda daha da yaklaştım Meyra’nın yüreğine. Esir kampında yaşananların utancını, ormanda kaybolan Boşnakların korkusunu, ihanete uğrayan Bordo Bereliler’in hayal kırıklığını hissettim. Şehri ikiye bölen doğu batı
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma