Yazmak… Özellikle de şiir yazmak, zor zamanlarda nefes almanın en güzel yoludur. Ruhun derinliklerindeki fırtınaları dindirir, yaraların kabul bağlamasına yardımcı olur. Her bir dize yürekte yanan ateşten süzülür, içsel yolculuklardan geçer, sonunda acı ve umut olarak kalemin ucundan kağıda dökülür. Yazdıkça rahatlar insan, yazdıkça acısını ve isyanını harflerle haykırır dünyaya. Kelimeler kağıt üzerinde dans ettikçe, kendi iç sesini bulur dizelerin şairi ve yeniden doğar.
Hanife Çıta’nın şiir kitabını okurken onun iç acısına ortak oluyoruz. Her bir sayfada, onun sancısı vicdanımızın derinliklerine nüfuz ediyor ve yüreğimizde yankılanıyor.
6 Şubat 2023… Kahramanmaraş Depremi…
Sadece binaları değil, binlerce geleceği ve yüzbinlerce hayali de yıkan o deprem… Yıkılan binaların yarattığı boşlukları, yüreklerde yayılan çaresizlikle birleştiren o acı...
Hanife Çıta o gün yaşananların yankısını hem kendi iç sesi ile hem de depremzedelerin kendisine ilettiği şiirlerle aktarıyor. Kitap zaman zaman derin bir hüzün denizine atıyor düşüncelerimizi, kimi zamansa umut filizleri serpiveriyor yüreğimize. Bir annenin haykırışı, bir askerin isyanı, bir çocuğun iç acısı gökkuşağına karışıyor, güneş ışıklarına bulanıyor, yeni tohumlar olarak dönüyor yeryüzüne. Tıpkı kitabın adı gibi: “Depresyon”. O, gri bir bulut gibi sarar insanın ruhunu ve bir an geldiğinde dağılır o bulutlar, ufak ışıltılar saçılır kişinin ruhuna. O ışıltılara sarılanlar, içindeki aydınlığı büyüterek gri rengi gökkuşağına boyar.
Dilerim Hanife Çıta’nın şiirlerindeki umut da geleceğimize ışık olur. Kitabın tüm gelirini depremzedelere bağışlayan arkadaşımızın güzel yüreğine ve kalemine sağlık.
Sevgiyle ve umutla…