Kafka'nın kişiliğinin ve ruhunun en derinine inebileceğimiz bir kitap olarak tanımlayabileceğim Babaya Mektup ile karşınızdayım. Bir yazarın adını, sanını, doğum tarihini, annesini, babasını, kardeşlerini, eğitim ve iş hayatını, fikirlerini herhangi bir siteden okuyarak kolay bir şekilde öğrenebiliriz. Bunlar dışındaki his ve duygular gibi değerlere ise bu yolları kullanarak ulaşamayız. Eger biz bu değerlere ulaşmak istiyorsak, bana göre mektuplar bu istek için en güzel yöntemdir. Çünkü bir insan başka bir insana yazdığı mektupta kendisi hakkında bilinenlerden soyunup kendisi olur. Birisine yazdığınız bir mektubu başkalarının da okuyacağını bilseniz kaleminize yansıyacak olan sadece karşınızdaki kişiye söylemek istedikleriniz değil, okuyacak kişilere de duyurmak istedikleriniz olur. Ancak, sadece bir kişinin okuyacağını bildiğiniz mektuplarda daha samimi ve gerçekçi olursunuz. Franz Kafka ise başka kimsenin okumayacağını sanıp sadece babasına yönelik yazdığı mektubunda son derece samimi olmuştur. Ki yazarın diğer tüm kitaplarında bu samimiyeti bulabilirsiniz.Bu kısacık kitap aslında elli yedi sayfa olan uzun bir mektup. Hem de ulaşması gereken yere yani babasına asla ulaşamamış bir mektup. Bu mektubu okuyup daha sonra Kafka'nın kitaplarını okursanız anlatmak istediği şeyleri ve satırların arkasında gizlenen duyguyu son derece net görebilirsiniz. Ayrıca "Kafka okumak istiyorum. Bana ne önerirsin?" Diyenlere önce yazarın tüm kitaplarını sonra Babaya Mektup'u önerebilirim.