Çünkü anne-babaların evlâtlarına vereceği en büyük ders nasihatler değil, örnek hayatları, yaşantıları ve yaptıklarıdır. Çocuklar nasihatleri dinlemez, ama gördüklerinden etkilenir. Bunun içindir ki, akıllı anne ve babalar emredip nasihat etmezler, yaptıklarıyla, yaşadıklarıyla ve örnek hayatıyla çocuklarına ders verir, model olurlar. Çocuklar da anne-babalarına bakıp kendilerine bir yol haritası belirlerler.
O gün şunu çok iyi anlamıştım ki, bir insanı yanlışlardan kurtarmanın yolu, ona bazı kuru bilgiler verip nasihatler etmek değil; yaptığı hatalarla ilgili yaşanmış, ibretli hadiseler anlatıp, ortaya çıkan dramatik sonuçları paylaşmaktı. O zaman insan, dinlediği böylesi olaylara gözüyle, on yıl, yirmi yıl sonra, yaptığı hatanın sonucu olarak başına hangi felaketlerin gelebileceğini tahmin ederek, o yalnış davranıştan derhal uzaklaşabiliyordu.
Üzülme, dedi. İnsan ayrılıklarla olgunlaşır, kavuşmalarla tazelenir. Eğer dünyada ayrılık, acı ve elem olmasaydı insanın sabır, hoşgörü ve haşan duyguları gelişmezdi.
İnsan duygularıyla hareket ederse "Bana kötülük edenlere oh olsun!" diyebilir. Bu nefsin bir intikamıdır; ama aklıyla hareket ederse bir müddet düşünüp ahiret saadeti için onlara zor günlerinde sahip çıkar.