O anda hayatın en önemli kurallarından birini anladım: bir insanın geride bıraktığı en büyük miras, masum bir insanın gönlüne girip ona hayat direnci kazandırmakmış.
Asla kavgaya girmeyin. Kavga eden taraflar dengelerini kaybetmiş demektir. Kavga edilirken isabetli karar verilmez ve objektif olunmaz. Hak ve adalet kaybolur. Siz ne kadar doğru insanlar olsanız da elinizde sopa olduğu müddetçe karşı taraftakiler sizin doğrunuzu görmezler ve size düşman gözüyle bakarlar.
Sindirilseler, korkutulsalar bile size düşmanlıkları bitmez, aksine en zayıf anınızı kollarlar.
"Derdin çaresi, dert içindedir. Acının ilacı da acıda gizlidir.
En büyük başarılar, en büyük sıkıntılarla başlar. Sabır, şükür ve gayret, insanı zirveye taşıyan sihirli bir eldir."
Sana da bu yakışır kızım, dedi. İnsan düşmanına bile iyilik etmeli ki onu utandırsın, özür diletsin. Sen bunu başardın.
Ölümün ne zaman geleceği belli olmaz. Onlar şimdi bakıma muhtaç, çaresiz ve zavallı iki insan... Görümcenin de onlardan farkı yok zaten.
Yaşadığın bunca felakete ve kötülüğe rağmen o insanlara yardım edip en zor anlarında çare olursan, bilesin ki en büyük çareyi bulursun. O çare, Rabb'imin çaresizlere, çare olanlara verdiği en büyük mükâfattır.