Ejderhalarla dolu serüvenimiz üçüncü kitapta hız kesmeden devam ediyor. Yorumlamakta kararsız kaldığım bir kitap oldu ama yine de güzeldi.
*
KİTAP ARKASI YAZISI
Basgiath Savaş Akademisi’nde geçirdiği yaklaşık on sekiz ayın ardından Violet Sorrengail artık derslere ayıracak vakitlerinin kalmadığını anlamıştı. Belirsizlik içinde oturup bekleyemezlerdi. Çünkü savaş çoktan başlamıştı. Düşmanlar tüm kuvvetleriyle koruma duvarlarına yaklaşırken kime güveneceklerini bilemez hâle gelmişlerdi.
Dolayısıyla Violet, yabancısı olduğu diyarlardan Navarre saflarında yer alacak müttefik toplamak üzere başarısız Aretia kalkanlarının ötesine yolculuk yapmak zorundaydı. Bu yolculuk boyunca zekâsı, şansı ve gücü sınanacak, sevdiklerini, ejderhalarını, ailesini, yuvasını ve onu kurtarmak için her şeyi göze alacaktı.
Bu, her şeyi yok edecek kadar önemli bir sır saklamak anlamına gelse bile…
Bir orduya ihtiyaçları vardı. Güce ihtiyaçları vardı. Büyüye ihtiyaçları vardı. Dahası, yalnızca Violet’ın ortaya çıkarabileceği şeye ihtiyaçları vardı: Gerçeğe.
Ama fırtına yaklaşıyordu… ve kimse onun gazabından kolay kolay kurtulamayacaktı.
*
Yani aslında ne çok iyiydi ne de çok kötüydü. Ama 790 sayfa ne okuduk derseniz gerçekten hiçbir şey. Olaylar uzatıldıkça uzatılmış bir şeyler anlatılmaya olay çıkarılmaya çalışılmış, kafa karıştırıcı kim olduğunu çözemediğimiz karakterler girip çıkmış bir durumdu. Normalde iki günde okunacak bir kitap elimde süründü sıkıldım mı hayır ama daha akıcı olabilirdi. İkinci kitapta anlatılanların uzatılmış bir tekrarı gibiydi. Yine de vakit geçirmek için severek okudum. Dördüncü kitapta neler olur çok merak ediyorum. Birkaç sene bekleyecek gibiyiz. Umarım bu sefer beklememize değer.