hazret-i ömer olsa ağzımı yüzümü dağıtırdı iftar sonrası çay ve sigaralardan. hazret-i ali kale bile almazdı şu bitirme tezini.
bir evsizle çorba içecek kadar cesur olmadığım duyulsa ensar kız vermezdi.
medineli çocuklar tebessümler fırlatırdı nefsim kanayana dek. bir naat yazacak yaşa gelmedim henüz. bütün bildiklerim sol cebimde silahsız bir şarjör. namaz kılarak bir dünyayı gözden çıkardığım söylenemez.
kot pantolon, tişört, beyoğlu ve iyi günler kılığım da müsait, orta sınıf kureyşliler arasında yaşamaya. bir naat yazacak kadar yaklaşamadım henüz. bankaya dilekçe yazıyorum, boğaziçine proposal geceleri.
namık kemal’le gazeteler çıkarıyoruz:
-ona artık göğsümün daraldığını sormak istiyorum. göğsümü yani bir tövbe gerekli yani toprağa sokulmak yani mesela yani demek bile nasıl bir şiirsizlik.
ey sehersiz, kuşluksuz, şafaksız uyanmalarım. ruhü’l-kudüs dudaklarımızı okuyor uzaktan. ne gelir elimizden türk şiirinden başka.
Elyesa Koytak