Selin

2/10
·432 syf.··
2018 18. kitabı
·
112 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2018 00:44
Bardugo sevdiğim bir yazardı –geçmiş zaman ekine dikkat-. Bu yüzden de Sahte Krallıkta yaptığı ve kitabı mahveden o hatayı yaptığında görmezden gelmiştim ve seriyi/yazarı insanlara önermeye tam gaz devam etmiştim fakat yazarın yaptığı hataları bir yere kadar görmezden gelebilirim. Wonder Woman: Savaşgetiren tam anlamıyla bir faciaydı; olayların bir düzeni yoktu, karakterlerin kafası karmakarışıktı, Diana hiç de Diana gibi değildi ve en en önemlisi yazar kendini çok fazla salıvermiş ve kitabı/karakteri umursamıyormuş gibiydi. Bu kitaba bir çok açıdan baktım –hem mecaz hem de gerçek anlamda-. Hepsinde de tek bir sonuca vardım: bu kötü bir kitap. Bu yazıda da Savaşgetiren’in neden bu kadar kötü olduğunu düşündüğümü ve yazarı hatalarını masaya yatıracağız... ¤Wonder Woman neden kötü bir kitap 1: Serinin adı DC İkonlar serisi ve kitabın adında da kocaman harflerle Wonder Woman yazıyor. Ee haliyle ben de kitabın ana karakterinin Diana olduğunu düşünmüştüm fakat –yine- yanılmışım çünkü kitabın ana karakteri Alia’ydı. Sanırım bu “Çizgi roman karakterlerine roman yazalım, yehuu!” adlı projenin genel sorunu fakat bu kitapta Diana’nın bakış açısından okuduğumuz ve kitabın Diana’ya odaklandığı yerler o kadar az ki… Evet, bu Savaşgetiren’i kötü bir kitap yapmaz fakat bu onu kötü bir Wonder Woman kitabı yapar. ¤Wonder Woman neden kötü bir kitap 2: Kitapta Leigh’in yansıttığı Diana’nın çizgi romandakiyle uzaktan yakından alakası yok. Bardugo’nun Diana’sı beni öyle büyük bir hayal kırıklığına uğrattı ki bunu ifade etmeye bile zorlanıyorum. Leigh Bardugo, kendisinin sıkı bir Wonder Woman hayranı olduğunu iddia ediyor ama görünen o ki bu sadece bir iddia çünkü gerçek bir Wonder Woman hayranı onu nasıl böylesine küçük düşürür aklım almıyor! (Benden kısa bir not; Ursula ablamızın da
Wonder Woman: SavaşgetirenLeigh Bardugo · Pegasus Yayınları · 2018312 okunma
ecrin☆ isimli okura yanıt verildi
Selin
Merhaba, bence kitabın tek sorunu çizgi romana bağlı kalmaması değildi ama eğer ben hafif kurguları seviyorum, yazarın diğer kitaplarını da çok sevmiştim vs dersen beğenebilirsin sanırım. Ben bu seriden Wonder Woman ve Batman kitaplarını okumuştum. Marie Lu'nun Batman'ini beğenmiştim diye hatırlıyorum. Diğer iki kitaba bakmadım. (Profil fotoğrafına bayıldım ayrıca)
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2020 02:55
Locke & Key maceram maalesef dizi ile başladı ki kendisi kocaman bir hayal kırıklığıdır. Diziyi izlerken "Acaba hikayenin orijinali nasıldır?" diye düşünüp grafik romanlara başladım. İyi ki de başlamışım. 20 yıllık hayatımda verdiğim en iyi kararlardan biriydi. Diziyi ne kadar beğenmediysem grafik romanları tam da o kadar beğendim. Hayatım boyunca okuduğum en iyi hikayelerden biriydi. Umarım devamı kısa sürede dilimize çevrilir. Locke & Key, babaları trajik bir şekilde ölen Kinsey, Tyler ve Bode adındaki üç kardeşin yeni taşındıkları aile evinde sihirli anahtarları keşfetmeleriyle kendilerini tehlikeli bir maceranın içinde bulmalarını anlatıyor. Locke & Key ile ilgili sevmediğim tek şey ciltler arasındaki zaman farkı oldu. Her cilt bir öncekinden bir ya da birkaç ay sonra geçiyor. Bazı ciltlerin sonu aşırı heyecanlı bittiğinden hikaye hemen kaldığı yerden devam etsin istedim ama bir baktım ki karakterlerimiz dışarıda kar topu oynuyorlar. Ara ara hevesim kursağımda kaldı biraz. Grafik romanların hikayesi de kurgusu da muazzam. Uzun zamandır bir şeyi okurken bu kadar haz almamıştım. Locke & Key, Joe Hill'den okuduğum ilk eserdi ve adamın tarzına bayıldım. Özellikle kurgunun dizide mahvedilmesini izledikten sonra Joe Hill'in birazcık da şov yaptığını düşünüyorum. Locke & Key'in karakterlerini çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Bode'i aslında gayet sevmiştim. Okumaktan zevk aldığım bir anlatıcı oldu ama dizideki halini aklımdan sökemedim daha. Bu yüzden de kendisini övme yetisine kavuşamadım henüz. Tyler ve Kinsey ise çoğu zaman sinirimi bozdular. Niye daha tanışalı bir ay bile olmamış birine anahtarlardan bahsedersin ki? Ne tür bir salaklık seviyesi bu? Buna rağmen grafik romandaki bütün karakterlerin gayet iyi anlatıldıklarını düşünüyorum. Özellikle yaşadıkları duygu
Locke & Key - Vol. 2Joe Hill · IDW Publishing · 201525 okunma
Luna isimli okura yanıt verildi
Selin
Online okudum
8/10
·736 syf.·
Beğendi
·
2020 39. kitabı
Bunun kötü bir fikir olduğunu bilmeme rağmen Rüzgarın Adı İnceleme Denemesi #2'yi yazmaya an itibari ile başladım. Hayat benim için gerçekten çok zor. Her ayrıntıya değinmek isteyen bir insan olarak kullanabileceğim yeterli sayıda satır başı bağlacı yok. Ayrıca kitap 730 SAYFA! Bir şey atlamadığımdan emin olmak... Wayward Son yakında rüyalarıma girecek seviyede olduğundan, bu yorum kötü de olsa iyi de olsa 'Rüzgarın Adı - Kitap Yorumu' başlığı altına girecek. O yüzden, let's do it! Rüzgarın Adı benim epik-fantastik türünde okuduğum ilk kitaptı. Bu ortamın güzelliği sağ olsun daha önce ilgimi çekmeyen harika türleri, kitapları ve yazarlara ilgi duymamı, keşfetmemi sağlıyor. Epik-fantastik'e beni en çok çeken insan ise Sare oldu, bu yüzden ona buradan öpücükler gönderiyorum. HER NEYSE. Bu kitabı seven birkaç sevdiğim insan vardı. Ayrıca bazı arkadaşlarım (beyza!!!) üzerimde psikolojik baskı uyguladıkları ve ben de rs'de okuduğum için, birkaç ay gözümü korkutmasına rağmen okumaya başladım. (bir cesaret öyküsü) Çünkü kalın da olsa herkes tarafından bu kadar sevilmişse iyi bir kitaptır ve beni bu berbat durumdan kurtabailir diye düşündüm. Öyle de oldu. Bundan sonra yazacağım şeyleri kafam rahat yazmak için neden tam puan vermediğime bir açıklık getirmek istiyorum, çünkü bu ayrıntı hariç geriye kalan her şey sevdiğim şeyler olacak. Kitaba tam puan vermeme nedenim beklentimin yani gerçekten çok çok fazla olmasından kaynaklı birazcık aşağıda kalması, ve çok sevsem de bir şey eksik gibi hissettirmesiydi. Yani gerçekten güzeldi ve aşırı keyif aldım okurken ama bana yazılan şeyleri düşününce bir duraksıyorum, ben aynı tutkuda olmadığım için. Evet, bunu belirttiğime göre artık resmiyeti bırakıp eğlenmeye geçebiliriz. Of, daha o kısma varmış. Öncelikle, ben bir film
Rüzgarın AdıPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 20194,597 okunma
Selin
Kvothe'nin her dönem başı Üniversite'nin harcını nasıl toplayacağım diye eteklerinin tutuşması ama sonra parayı bulunca süslü lavta eşyaları alması der susarım :)
7/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2018 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2018 18:28
Marie Lu hakkında her zaman söylediğim tek bir şey vardır. Marie Lu, hataları olduğunu kabul eden ve kendini geliştiren bir yazar. Wildcard'da da bunu gayet rahat görebiliyoruz. Kadın bu kitapta seviye değil lig atlamış resmen. Warcross'u Hideo'nun psikopat planı ve sıfırın şok edici (!) -tahmin edemeyen var mıydı?- gerçek kimliğinin eşliğinde bitirmiştik. Wildcard'da da hikayeye bıraktığımız yerden devam ediyor, Hideo'nun nasıl böyle bir psikopata dönüştüğünü anlamaya çalışırken bir yandan da Sasuke Tanaka'nın hikayesini öğreniyoruz. Tabii bir de dünyayı manyak Hideo'nun beyin yıkayan algoritmasından kurtarmaya çalışıyoruz ama Marie Lu bu konuyu kitabında nasıl ikincil element yaptıysa ben de bunu yorumda ikinci plana atacağım çünkü... Çünküsünü okuyunca anlayacaksınız. Marie Lu, ters köşe yapmayı seven bir yazar ve bu kitapta da cidden çok iyi bir ters köşe var. Bir tane de 'olmasa da olurdu' ters köşesi var ama yani cidden şapkam olsa Marie'ye çıkartırdım çünkü cidden kadın kendini aşmış ve okuyucu nasıl en iyi şekilde şaşırtacağını ve hikayenin en önemli noktasını nasıl işleyeceğini çok iyi çalışmış. Teşekkür yazısında yazar, Wildcard'la ne kadar çok uğraştığından ve kitabın onu nasıl zorladığından falan bahsetmiş. Ben kendisini tebrik ediyorum çünkü kitabı okuduğunuzda bu uğraşılmışlık hissini alıyorsunuz. Sasuke'nin hikayesi asla baştan savma bir hikaye değil. Yüzünüze soğuk su çarpacak bir tanesinden. Hideo hepinizin de bildiği gibi kitaptaki "kötü" karakterimizdi. Sanırım Marie Lu hariç herkes demem daha doğru olur çünkü kendisini bana Hideo ile ne yapacağından pek emim olamamış gibi geldi. Kitabın başında karakterlerimizin kesinlikle, hiçbir istisna olmaksızın karşı olduğu ve kendini kaybetmiş biri olarak yansıtılan Hideo, sonlara doğru "Yok ya, o da işte
Wildcard: Joker Oyuncunun HikayesiMarie Lu · Yabancı Yayınları · 20195,3bin okunma
Elif Erkuş isimli okura yanıt verildi
Selin
İnsanların iradesini sıfıra indirmek ve düşüncelerini kısıtlamak ne zamandır kahramanca bir davranış oldu? Sebeplerimizin haklı olması davranışlarımızın haklı olduğu anlamına gelmez.
5/10
·528 syf.··
2020 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2020 06:44
King of Scars çıkacağı duyurulduğundan beri okumayı heyecanla beklediğim bir kitaptı. Sonunda çevrileceğinin haberi geldiğinde havalara uçmuştum, hatta bu kitabı okuyacağım diye dişimi sıkıp Grisha'yı bitirmeye de karar vermiştim -ilk kitabı zor bitirdim lol- ama hevesimi kursağımda bırakan birtakım olaylar silsilesi yaşandı. Bunun sonucunda d kitabı İngilizce okumaya karar verdim. İyi ki de vermişim çünkü gördüğüm kadarıyla çeviriden pek memnun kalmayacakmışım. Kitabımız -yanılmıyorsam- Sahte Krallık'tan yaklaşık altı ay sonrasında geçiyor. Nikolai ve ekibi hem Jurda paremin Grishaların korkulu rüyası haline gelmesine hem de Ravka'nın çökmesine engel olmaya çalışmakta fakat her zamanki gibi işler hiç de karakterlerimizin istediği gibi gitmeyecek. Şu kitabın bana yaşattığı hayal kırıklığını nereden anlatmaya başlasam inanın bilmiyorum. Kitap için boşuna heyecan yapmışım, kendimi boşuna yormuşum resmen. King of Scars'ı bitirmek için o kadar büyük bir çaba harcadım ki... Bu kitap böyle olmamalıydı. Öncelikle serinin adı Nikolia Duology, kitabın adı da King of Scars. Bu yüzden serinin ana karakterinin Nikolai olmasını beklemem saçma mı? Görünüşe bakılırsa öyleymiş çünkü King of Scars'da Nikolai ana karakter falan değil, bildiğiniz yan karakter. Nikolia'ın kendi bölümledinde bile onu göremezken kitabın genelinde de olmamasına şaşmamak gerekir. Bardugo'yu bu para gözlülükten dolayı kutlamak lazım! Aferin Leigh yine harcadın karakteri! Bildiğiniz üzere Kargalar Meclisi İkilemesi'nde jurda parem adındaki bir uyuşturucu madde (?) patlak vermişti. Mantıklı olan; ordusu Grishalardan oluşan bir ülkenin kralı olan Nikolai'ın, Grisha arkadaşları Zoya ile Genya ve Sahte Krallıkta yaşananlardan sonra onlarla birlikte eve dönen Nina'yla birlikte bu duruma bir çare bulmaya
King of ScarsLeigh Bardugo · Imprint · 2019918 okunma
Yungblud'♥ isimli okura yanıt verildi
Selin
Ortamdaki kötümser olmak istemem ama Nikolai'ın serinin ikinci kitabında öleceğini düşünüyorum. Zaten yazar karakteri en başından beri öldürmek istiyordu.