Dr. Çağrı ÖZPOLAT

Dr. Çağrı ÖZPOLAT
@bibliyosmia
“Docendo discimus.” Tıp hekimi. Psikiyatri, farmakoloji ve felsefe arka planıyla, insan ve toplum odaklı okumalar. Eleştirel yaklaşım. Wing Chun (CWTO) | Fitness
Safran, Serotonin ve Takviye Pazarı
Safranın bazı psikiyatrik belirtiler üzerinde etkili olabileceğini düşündüren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak mevcut veriler, sosyal medyada ve takviye pazarında oluşan heyecanı bütünüyle destekleyecek kadar güçlü görünmemektedir. Üstelik safran zaman zaman bilimsel verilerin ötesine taşınarak neredeyse mucizevi bir ürün gibi sunulabilmektedir. Buradaki sorun yalnızca pazarlama değildir. Depresyon da çoğu zaman aşırı basitleştirilmiş bir şekilde anlatılmaktadır. Sosyal medyada sıkça şu mantıkla karşılaşabiliyoruz: “Safran serotonini artırıyor.” “Depresyonda serotonin azalıyor.” “O hâlde safran depresyona iyi geliyor.” Oysa depresyon yalnızca serotonin eksikliğinden ibaret değildir. Bugün birçok araştırmacı depresyonun; biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin iç içe geçtiği oldukça heterojen bir tablo olduğunu vurgulamaktadır. Üstelik mevcut çalışmaların önemli bir kısmı hafif ve orta şiddette belirtileri olan gruplarda yürütülmüştür. Bu nedenle sonuçları tüm depresyon tablolarına genellemek doğru olmayabilir. Bu nedenle herhangi bir maddeyi yalnızca tek bir nörotransmitter üzerinden değerlendirip geniş sonuçlara ulaşmak yanıltıcı olabilir. Ayrıca safran bir ilaç değil, bir takviye ürünüdür. Takviyeler ve ilaçlar aynı düzenleyici süreçlerden geçmez. Bir ürünün raflarda bulunması ya da yaygın biçimde satılması, etkinliğinin ve güvenliliğinin ilaçlar düzeyinde kanıtlandığı anlamına gelmez. Bu durum safranın etkisiz olduğu anlamına gelmez. Ancak mevcut kanıtların sınırlarını bilmek ve pazarlama diliyle bilimsel dili birbirine karıştırmamak gerekir.
Bibliyosmia
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tanrı Öldü, Yerine Enerji mi Geldi?
Nietzsche’nin “Tanrı öldü” sözü çoğu zaman yanlış anlaşılır. O, yalnızca dini inançların zayıfladığını değil; insanların dünyayı anlamlandırdığı eski değerlerin çöktüğünü anlatıyordu. Fakat görünen o ki insan anlam aramaktan vazgeçmiyor. Bugün bazı insanlar Tanrı’dan söz etmiyor olabilir. Ama onun yerine “enerji”, “evrenin mesajı”, “çekim yasası” ya da “titreşim frekansı” gibi kavramlarla konuşuyor. Belki de soru şudur: İnsan gerçekten Tanrı’yı mı terk etti? Yoksa yalnızca kullandığı sembolleri mi değiştirdi? Nietzsche bugün yaşasaydı, insanların eski tanrıları terk ederken yeni putlar üretmeye devam ettiğini söyleyebilirdi. Çünkü bazen değişen şey inancın kendisi değildir. Yalnızca aldığı biçimdir. — Çağrı ÖZPOLAT, Bibliyosmia, 21.06.2026
Bibliyosmia
Kitap Okumak mı, Egzersiz Yapmak mı?
Bu soru bazen yanlış bir karşılaştırma içeriyor olabilir. Çünkü kitap okumak ile egzersiz yapmak birbirinin alternatifi değildir. Birisinin daha çok zihni, diğerinin ise bedeni desteklediği varsayılır. Ama zihin ve beden birbirinden tamamen ayrı şeyler de değildir. Düşüncelerimiz bedenimizi etkiler. Bedenimiz de düşüncelerimizi. Yalnızca kitap okuyarak fiziksel olarak güçlenemeyiz. Yalnızca egzersiz yaparak da okumanın ve düşünsel uğraşların yerini dolduramayız. Modern yaşam bizi seçim yapmaya zorluyor: Ya beden ya zihin. Oysa insan her ikisine de ihtiyaç duyar. Belki de mesele kitap mı, spor mu sorusu değildir. Mesele, aynı yaşamın ayrılmaz parçaları olan zihni ve bedeni birlikte geliştirebilmektir. — Çağrı ÖZPOLAT, Bibliyosmia, 21.06.2026
Bibliyosmia
bibliyosmia & zihnintuzaklari
📚 bibliyosmia & 🧠 zihnintuzaklari Birinde kitaplar, makaleler ve kavramlar üzerine eleştirel okumalar; diğerinde düşünmeye davet eden alıntılar. Psikoloji, psikiyatri, felsefe, sosyoloji, bilim ve insan üzerine… Hazır cevaplar vermek için değil, soruları çoğaltmak ve birlikte düşünmek için buradayız. Sosyal medya algoritmaları arasında kaybolmadan kitaplarla karşılaşmak isterseniz bibliyosmia’ya bekleriz. 📚 instagram.com/bibliyosmia?igs...
Bibliyosmia
İlaç mı, Psikoterapi mi? Belki de Yanlış Soruyu Soruyoruz
Depresyon söz konusu olduğunda tartışma çoğu zaman “ilaç mı, psikoterapi mi?” ikilemine sıkışıyor. Oysa sorun bundan daha karmaşık görünüyor. Depresyonun ne olduğu, hangi alt tiplerden oluştuğu ve hangi biyolojik ya da psikososyal mekanizmalarla ortaya çıktığı konusunda hâlâ önemli belirsizlikler bulunuyor. Tanı süreçlerindeki güçlükler ve yüksek plasebo yanıtları da bu tabloyu daha karmaşık hale getiriyor. Bu nedenle “depresyon tamamen biyolojiktir” ya da “depresyon tamamen yaşam koşullarının ürünüdür” gibi kesin ifadeler mevcut verilerin desteklediğinden daha iddialı görünüyor. Aynı şekilde, ilaçların her şeyi çözeceğini veya psikoterapinin tek başına yeterli olacağını söylemek de gerçekliğin karmaşıklığını gözden kaçırabiliyor. Belki de bugün için daha doğru soru, “İlaç mı, psikoterapi mi?” değil; “Hangi hasta, hangi koşulda, hangi yaklaşımdan daha fazla fayda görüyor?” sorusudur. – Çağrı ÖZPOLAT, Bibliyosmia, 15.06.2026
Bibliyosmia