Nasihatin belli bir kelama bile ihtiyacı yok.
Müminin hali örnek teşkil ediyorsa, bundan daha güzel bir nasihat düşünülebilir mi?
Öyle olduğu için boyuna bilenler susmuş, bilmeyenler konuşmuş, ahkâm kesmiştir.
Öylesine kötü bir egitimin içinden çıkıp geliyoruz ki, eleştiri de, nasihat da asal anlamlarının dışına çekilmiştir: dedikodu ile sohbet, ahkam kesme ile nasihat, eleştiri ile kınama birbirinin yerine kullanılabiliyor.
Sohbetini dinlediğiniz biri, bakıyorsunuz, sohbet etmiyor dedikodu yapıyor.
İnsan, yaşamanın, insan olarak yaşamanın, insan olarak var kılınmış olmanın sevincini öyle köklü bir yerden hissetmeli ki, o , facialar ve felaketler içinde bile , ölüm anında bile , evrene gülümseyen gözlerle bakmayı terk etmesin.