İnsanların tinsel ufkun belirsizliğini ne çok sevdikleri ve ruhlarının derinliğinde belirlenmişliği yüzünden hakikatten nasıl nefret ettikleri keşfedilebilir. -Bunun nedeni günün birinde hakikatin ışığının kendi üzerlerine de çok parlak düşmesinden, hepsinin de gizliden gizliye korkuyor oluşu mudur acaba? Bir şeyler anlatmak istiyorlardır da bunun sonucunda, ne olduklarını tam olarak bilinemez midir? Yoksa sadece çok parlak ışıktan duyulan ürküntü müdür bu, onların kararan, kolaylıkla kamaşan yarasa-ruhlarının alışkan olmadığı ve bu yüzden nefret etmek zorunda kaldıkları?