Onlara göre, uyumak ve rüya görmek, ilkel ve vahşi duygularımızın bir sonucudur. Bu görüşe bağlı olarak rüyaların akıldışı ve ilkel arzularımızın canlandığı bir olay olarak düşünebiliriz.
Onlara göre rüyaları hemen unutmamızın ardında ise toplumun kontrolü ve utanç duygularımızın varlığı yatmaktadır.
Talmud şöyle der: "Yorumlanmamış bir rüya, okunmamış bir mektuba benzer." Gerçekten de mit ve rüyalar, kendi kendimize gönderdiğimiz mesajlar gibidir. Eğer bu dili anlayamazsak, insanlığın daha doğaya hükmedemediği çağlardan bize aktarılan önemli bilgileri kavrayamaz ve kendi öz benliğimize giden o gizemli yolu keşfedemeyiz.
Kendimi uzun süredir, her daim aynı motivasyonla olmasa da , sürekli yürürken bulduğum bir dönemde başladım bu kitaba ve okumalarımı bilhassa evden "uzakta" olduğum, yürüyüş anlarına denk getirmeye çabaladım. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde çoğu insanın, her daim bir şeye ulaşmak yolunda oldukları bu süreçlerde yürümeye ve yolda olmaya dair ayrıntılandırılmış düşünceleri vardır diye düşünüyorum. Kitabı okurken yalnız yürüdüğüm her anı yazarın yorumlarıyla tekrar yaşamış gibi hissettim. Aslında herkesin, üstüne hiç okuma yapmasa dahi, aklında dönüp duran düşüncelerin derli toplu bir hali gibiydi. Yürümenin gerekliliğine bir kez daha inandım ama tabii ki bu kitabı kapatır kapatmaz yola çıkmadım. İnsanın en büyük engeli kendisi sahiden. Ne mutlu yerinden kalkabilenlere! Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros
Yetişkin kimse her şeye ardında bıraktığı yılların tepesinden bakar. Tecrübeyle gelen bakış açısıysa her şeyi aynı seviyeye çeker, bir araya yığar, yavanlaştırır.