bihter

bihter
@bihtterr
kitaplar hakkında düşüncelerimi ve bende bir şeyler hissettiren alıntıları paylaşacağım
lisans
4 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·74 syf.··
2024 5. kitabı
Zweig' in bu romanı 5 öyküden oluşuyor. Bu kitapta Zweig 2. dünya savaş yılllarını içten içe anlatmış. Kahramanlarımızın sonları bizi şaşırtmıyor. Romandaki hikayelerden biri olan ''Nişan'' da bir Fransız albayının İspanyolların baskını sırasında ordusunu kaybedip hayatta kalma hikayesi anlatılıyor. Fransız albay düşman topraklarının yolunda uğradığı baskın sonucu bütün ordusu acımasızca katlediliyor. Ama Zweig'in tasvirleri o kadar çarpıcı ki ölen askerlerinin durumunu kendi gözümle görmüş gibi oldum. Maalesef bunlar gerçek. Savaşta kazanan ya da kaybeden yoktur, iki taraf da kaybeder. İnsanlığın yapabileceği en acımasızca ve vahşice olanıdır savaşmak. Savaşmanın insan doğasında olmadığı da gösteriliyor bu öykümüzde çünkü albay ordusunun hepsini kaybettikten sonra yalnız kalınca tek amacı hayatta kalmak olmuştur ve hatta bu amaç uğruna onurunu görmezden gelip düşman üniformasını bile giymiştir. sonunda ise umudunu yitirmişken mucize gibi gelen kendi ülkesinin askerleri tarafından yine acımasızca öldürülmüştür. Neden? Çünkü kim olduğu bile sorulmamıştır ne de olsa düşman üniformasını giyiyor. İşte savaş zamanı da maalesef asker, sivil, yaşlı, çocuk ayırt edilmeden kanlar dökülüyor. Aynı şekilde ''Leman Gölü Kıyısında Olay'' öyküsünde de savaşmak için Fransız cephesine gönderilen bir Rus neresi olduğu bilmediği bir yerde vatanı ve Çarı için savaşıyor ama ortada ne vatanı kalmış ne de Çar tahtta kalmıştır. Rus cepheden kaçıp evine ulaşmaya çalışıyor ancak İsviçre sınırlarına geliyor. Dilini bile bilmediği bu yerde ailesini ve evini özlüyor ve her şey uğruna gitmek istiyor. Asker kaçağı olduğu için evine dönmesi mümkün olmayan adam intihar ediyor. Ancak asıl benim tüylerimi diken diken eden kitabın en sonunda yer alan cümle: ''Olayla ilgili bir tutanak hazırlandı, ancak
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202181,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·60 syf.··
2024 3. kitabı
Zweig'in bu kitabı 2 hikayeden oluşuyor. İlki Bir Zanaatle Beklenmedik Karşılaşma ikincisi Prater'de İlkbahar. Favori yazarlarımdan olan Stefan Zweig' in çoğu kitabını okumuşumdur. İlk hikayemiz Paris'te geçiyor ana kahramanımız olan gözlemci bir kafeye oturup insanları gözlemlemeye başlıyor. Gözüne ilişen ve ilgisini çeken insan bir zanaat ustası olan yankesici. Evet bir yankesicinin el çabukluğu ve zannatini icra ederken gözlemlediği birçok şey de anlatılıyor kitapta. Aynı zamanda o zamanki toplumun adalet anlayışını ve insani duyguları da çok başarılı bir şekilde aktarmış Size de oluyor mu bilmiyorum ama Zweig kitaplarını okurken olaya o kadar kapılıyorum ki çabuk çabuk okumaya başlıyorum merakımdan. Hatta bazen gözüm alttaki satırlara kayıyor da spoiler yiyorum. Çok akıcı bir o kadar derinlemesine. Zaten Stefan Zweig'in psikolojiye ve Freud'un öğretisine olan ilgisini onu okuyan ve seven herkes bilir. Bilmeseniz bile anlayabiliyorsunuz çünkü çok basit düşündüğümüz olayları bile yoğun duygularla ve ince detaylarla betimliyor. Sanki bir anda olayı yaşayan siz oluyorsunuz, sonraki hamlenizi tahmin ediyor ve duygularınıza tercüman oluyor. Ben açıkçası açıklayamadığım, nasıl anlatacağımı bilemediğim birçok duyguyu onun satırlarında bulduğum için en sevdiğim yazar olarak görüyorum. 2. hikayemiz olan Prater'de İlkbahar ise biraz basit bir tabirle ''aşk mı para mı'' sorusu gibi. Ana kahramanımız soyluların katılacağı bir derbiye gidecek ancak elbisesi o zamana yetişmiyor ve gitmekten vazgeçiyor. Sonra 1 günlüğüne sıradan taşralı bir kız gibi giyinip o şekilde gitmeyi düşünüyor. O gün tanıştığı bir adamla bir günlük coşkulu bir aşk yaşıyor. Aslında başta bir oyun gibi yaklaşıyor ancak zamanla kendini kaptırıyor ve gerçek aşkın heyecanını hissediyor. Kendi sosyetik yaşamında
Bir Zanaatla Beklenmedik KarşılaşmaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,2bin okunma
Puan vermedi·246 syf.··
2024 4. kitabı
Kitaptan önce filmini izlemiştim ve açıkçası fark edemediğim o kadar çok detay varmış ki... Tabi ki kitapta yazılanların hepsini filme aktaramazlar ancak karakterlerin duygu ve düşünceleri de kitapta anlatıldığı gibi derinlemesine ve etkileyici bir şekilde aktarılamamış maalesef. Kitabın sonları filmde neredeyse işlenmemiş bile. Neyse kitaba geçecek olursak aşkı ve tutkuyu güzel bir şekilde incelemiş ve hislere odaklanılmış. Dikkatli okuyucular için okuması çok keyifli sonu da bir o kadar duygusal. Aslında bu incelemeden önce kitabın alıntılarını paylaştım ve bence gözden kaçan, kaçmayan, hissedilen, hissedilmeyen çoğu şeyi açıklıyor. Onları da okumanızı tavsiye ederim. Mesela bir bölüm var beni çok etkilemişti.(SONRASI SPOİLER)Başlarda söylenen cor cordium kitabın sonunda da bir gönderme olarak karşımıza çıkıyor. Cor cordium yani kalplerin kalbi, aşkların en gerçeği. Ya da Elio'nun Oliver'ı yıllar sonra tekrar gördüğünde zamanın aslında hiç akmadığından sadece yanlarından geçtiğinden ve aslında onların hep o yaz tatilinde kaldığından bahsetmesi de San Clemente bölümünde söylenilen bir paragrafla özetleniyor. Elio'nun Oliver ile aslında aynı olduklarını ama aynı zamanda çok farklı olduklarını fark etmesi ve ona daha çok bağlanması(artık taparcasına) da es geçilmemeli. Genel olarak kitap çok hoşuma gitti ve aşkı ince ince işlemiş. Yazarın üslubu biraz ağır ve sanatsal geldi bana ki en sevdiğim de budur. Bir cümle hakkında saatlerce belki günlerce bile düşünebilirim. Bu bana keyif verir. Kendimde bir şeyler buldum ben de. Zaten kitapların amacı da bu değil midir? İkinci kitabı da var 'Bul Beni' diye. onu da okuyunca yorumlarımı paylaşacağım.
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,319 okunma