Zweig' in bu romanı 5 öyküden oluşuyor. Bu kitapta Zweig 2. dünya savaş yılllarını içten içe anlatmış. Kahramanlarımızın sonları bizi şaşırtmıyor. Romandaki hikayelerden biri olan ''Nişan'' da bir Fransız albayının İspanyolların baskını sırasında ordusunu kaybedip hayatta kalma hikayesi anlatılıyor. Fransız albay düşman topraklarının yolunda uğradığı baskın sonucu bütün ordusu acımasızca katlediliyor. Ama Zweig'in tasvirleri o kadar çarpıcı ki ölen askerlerinin durumunu kendi gözümle görmüş gibi oldum. Maalesef bunlar gerçek. Savaşta kazanan ya da kaybeden yoktur, iki taraf da kaybeder. İnsanlığın yapabileceği en acımasızca ve vahşice olanıdır savaşmak. Savaşmanın insan doğasında olmadığı da gösteriliyor bu öykümüzde çünkü albay ordusunun hepsini kaybettikten sonra yalnız kalınca tek amacı hayatta kalmak olmuştur ve hatta bu amaç uğruna onurunu görmezden gelip düşman üniformasını bile giymiştir. sonunda ise umudunu yitirmişken mucize gibi gelen kendi ülkesinin askerleri tarafından yine acımasızca öldürülmüştür. Neden? Çünkü kim olduğu bile sorulmamıştır ne de olsa düşman üniformasını giyiyor. İşte savaş zamanı da maalesef asker, sivil, yaşlı, çocuk ayırt edilmeden kanlar dökülüyor.
Aynı şekilde ''Leman Gölü Kıyısında Olay'' öyküsünde de savaşmak için Fransız cephesine gönderilen bir Rus neresi olduğu bilmediği bir yerde vatanı ve Çarı için savaşıyor ama ortada ne vatanı kalmış ne de Çar tahtta kalmıştır. Rus cepheden kaçıp evine ulaşmaya çalışıyor ancak İsviçre sınırlarına geliyor. Dilini bile bilmediği bu yerde ailesini ve evini özlüyor ve her şey uğruna gitmek istiyor. Asker kaçağı olduğu için evine dönmesi mümkün olmayan adam intihar ediyor. Ancak asıl benim tüylerimi diken diken eden kitabın en sonunda yer alan cümle: ''Olayla ilgili bir tutanak hazırlandı, ancak