Yahut yalnızlık denilen şey sahiden var mı? İnsanların yalnızlık dedikleri şey, adını koymaya çekindikleri ya da artık adını bile unuttukları bir başka şey mi acaba? Dağ başındaki çoban, ormandaki avcı, bulundukları yerde insan olarak tek başına kaldıkları halde ‘yalnız’ değiller; insanlardan uzak yaşamayı bile isteye seçmiş bir kimseye yalnızlık içinde değil de ‘inzivada’ diyoruz. Buna karşılık, büyük şehirlerde çok sayıda benzerleriyle birlikte, onlarla yanyana yaşayan insanların, her günkü sıkı ve birbirine bağımlı ilişkiler içine gömülmüş insanların yalnızlık içinde olduğunu söyleyebiliyoruz. Öyleyse yalnızlık adını verdiğimiz şey, insana dışından gelen bir şey değil. İnsan, yalnızlığını içinden türetiyor, insanların içini kaplıyor yalnızlık.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“İsrail, beni sömürgeci, ırkçı, ayrımcı rejiminin
varlığı için bir tehdit olarak görüyor. Beni itibarsızlaştırmak için aklına gelen her şeyi yapıyor. Kariyerimi, beni ve ailemi yok etmek için çaba gösteriyor.
Peki ben tüm bunlara rağmen İsrail’in batı Şeria ve Gazze’deki politikalarına saldırmaya devam edecek miyim? Evet öleceğim güne kadar saldırmaya devam edeceğim. Ta ki bu haksız tavırlarını değiştirerek Filistin halkına insan haklarının gerektirdiği tüm hakları tanıyana kadar. Bunu mümkün kılmak elbette ki zor değil.”