Filistin Davası
Alışıyor, kanıksıyor, önemsizleştiriyor ve unutuyoruz. Biz hayat pahalılığından, aksayan belediye hizmetlerinden, çocuklarımızın sivilcelerinden… sızlanıp dururken başta Filistin olmak üzere İslam coğrafyasının pek çok yerinde kardeşlerimiz en acımasız muamelelere maruz, zulümle ve ölümle iç içe yaşıyor. Kalbimizdeki bu “vehen” onlara değil, ama bize pahalıya mal olur. Hesap günü, “kardeşlerinizi en azından dualarınızda anamaz mıydınız” sorusuna muhatap olursak ne diyeceğimizi şimdiden düşünelim.
Efendimiz (s.a.v) İslam aleminin işgal ve istilaya maruz kalacağını haber verdiğinde Sahabe şaşırmış ve “Sayımızın azlığı yüzünden mi başımıza üşüşecekler?” diye sormuştu. Efendimiz (s.a.v), meselenin kemiyet meselesi olmadığını belirterek kalbimizdeki “vehen” marazına dikkat çekmiş, “vehen”in ne olduğu sorusuna da “Dünyayı çok sevmeniz ve ölümden ikrah etmeniz” diye karşılık vermişti…
| Ebubekir Sifil - Mart 2010
Ve sevmeye (bekliyordum bu kelimenin geleceğini) ve korkmaya başlıyorum. O gün, aylar sonra bugün başımıza gelenler (ayrılık) başımıza gelebilir ve gelirse n’olabilir, nasıl dayanır zavallı yüreğim diye korktum. -Ve o gün böbürlendim, çünkü duygularımı kalabalığa rağmen fısıldıyor ve onaylıyordum. Yer toprak beni kabulleniyor, eğri ve eksik kaburga kemiğimi elime teslim ediyordu. Böylece ayağımı yer yüzüne basmaya başladım.
Bu arada kendimle kalınca sakin ol diyorum ama ne zamana kadar.
Bu kaçıncı gecedir kendi kendime onunla konuşuyorum. Geçmiş acılı günlerin tartışmasını yapıyorum. Anlatıyor ve bütün yanlış anlaşılmaları, haksızlıkları düzeltiyorum. Onları yeni baştan yaşanacak bir zamanın önüne getiriyorum. Konuşuyorum onunla. Boş zamanlarımda da değil. Günlük çalışmalar sırasında ama gören olmuyor bu yaptığımı. Dış görünüşüm ele vermiyor beni.
Kısa ya da uzun yürüyüşlerde oluyor nedense daha çok. Bir dalgınlığa koyulma gibi başlıyor. Arkadaşlarımı bilmiyorum ama yürüyüşler çok verimli benim için. Hem dışarıda görünüyorsun hem içeriye kaybolabiliyorsun.